Vecihi Hürkuş’un “Saati rehine elli lira aldım” notunun anlamlı hikayesi
Vecihi Hürkuş ile alakalı daha ilkin kafi bilgiye haiz olmadığını aktaran Gürer, bir tesadüfle 90 yaşındaki amcasının onunla alakalı yazdığı anılardan yola çıkıp çalışmalarına başladığını anlattı.
Daha sonra yapmış olduğu araştırmaları bir kitapçık haline getiren Gürer, ilgilenen olursa diye Havacılık Müzesi’ne 60 örneğini bıraktığını, o kitapçıklardan birinin Vecihi Hürkuş’un kızı Gönül Hürkuş Şarman’a ulaştırıldığını kaydetti.
Gürer, Şarman ile tanışmalarına dair “Kitabın içine, bu yazdıklarımızın tartışılmasını sağlamak, doğruluğunu, yanlışlığını ortaya koyabilmek adına telefon numaramı, adresimi yazmıştım. O adresten, telefondan bana ulaştılar. O şekilde Gönül Hanım’la tanışma imkanı bulduk” dedi.
2015 senesinde vefat eden Şarman’ın derneğin kuruluşuna dair yapmış olduğu çalışmalara mühim katkılar sağladığına dikkati çeken Gürer, şu şekilde devam etti:
“Hafızası oldukça güçlü bir insandı. Kişileri, olayları, bölgeleri oldukça iyi anlatıyordu, hatırlıyordu. Bizim de tamamiyle noksan olduğumuz, bilmediğimiz hususları onunla çalışarak öğrendik. Belki yüzlerce video kayıt yaptık. Fotoğraflar, belgeler üstünde konuştuk. Ve sonra dedik ki; ‘Gönül Hanım, bu evet babanız. Tabii ki kıymeti tartışılmaz fakat artık Vecihi Bey Türk havacılığına mal olmuş bir insan. Dolayısıyla o artık her insanın babası, dedesi. Dolayısıyla bunu sizinle beraber kurumsal bir boyutta değerlendirelim.’ O şekilde de Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneğini kurduk.”
Gürer, yaptıkları çalışmalar kararında Vecihi Hürkuş’a ait bilgi, belge ve fotoğrafları avmlerinde sergilediklerini, üniversitelerde konferanslar verip havacılık okullarında çalışmalar yaptıklarını böylelikle onunla alakalı bir canlılık sağladıklarını söyledi.
Hürkuş’un 1942 senesinde çıkardığı kitapta, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda kendisinin de içerisinde bulunduğu havacılık vakalarını ve yapmış olduğu çalışmaları anlattığını aktaran Gürer, bu kitabı 2008 senesinde tekrar düzenleyip yayınladıklarını dile getirdi.
Gürer, Hürkuş’un anlattıklarıyla havacılık zamanı kaynakları arasındaki köprüler kuran detayları orada paylaşma imkânına haiz olduklarını belirterek, Hürkuş’un 1922’den 1969’a kadar havacılık ile alakalı yaptıklarını ve planlarını yazdığı ufak cep defterinden 10 kitaplık bir seriyi tamamlamayı amaçladıklarını anlatım etti.
“50 LİRA O DÖNEM ÇOK BÜYÜK BİR PARA”
Küçük not defterine yazdığı bir cümlenin izini devam eden Gürer, Hürkuş’un hangar oluşturmak için ona armağan edilen altın saati iyi mi rehine verdiğini ise şu şekilde anlattı:
“Defterin bir sayfasında, 1932 yılının Nisanı’nda yazılmış ‘Saati rehine elli lira aldım.’ diye bir not var. Bu kadar, Türkçe yazılmış kısa bir metin. 50 lira o devre oldukça büyük bir para. Vecihi Bey’in 50 liralık bir saatinin olması olası değil. Bir diğer sual işareti. O saate rehinci 50 lira verdiyse, o saatin kıymeti minimum 300-400 liradır. Bu saat iyi mi bir saat? Böyle bir saati iyi mi olabilir? Para verip almamıştır. Yıl 1932, bu tarihte Vecihi Bey’in Kadıköy’de, ‘Vecihi XV’, ‘Vecihi XVI’ uçaklarının yapımı için bir hangar kurmaya çalmış olduğu bir dönem. Yani o değerli saati rehine vermesinin nedeni kesinlikle o hangarla alakalı olarak yapması ihtiyaç duyulan bir ödemeyi gerçekleştirmekti.”
Gürer bu sonuca ise gene anıların yazılı olduğu not defterlerinden yaptıkları çalışmayla ulaştıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:
“1925 senesinde Türk Tayyare Cemiyeti, kurulduktan sonra uçaklarımızın olmaması sebebiyle bir kampanya başlatıyor. Cevat Abbas Bey ve Vecihi Bey beraberce hazırladıkları bağış uçaklar var. Bu proje kapsamında halkın muhtelif ilçeler, iller, gruplar, her ne olursa olsun 10 bin lira bağışta bulunan yere bir tayyare alınacak ve bu uçağa o zeminin ismi verilecek. 1925 senesinde ilk bağış Ceyhan kazasından geliyor. Ceyhanlılar 10 bin lira para toplayıp Türk Tayyare Cemiyetine gönderiyorlar. Onlar için İtalya’dan alınan bir tayyare var. O tayyare İstanbul’a geliyor. İstanbul’da kontrolleri yapıldıktan sonra kanadına Ceyhan yazılıyor. Daha sonra Konya üstünden Adana’ya ve sonrasında da Ceyhan’a gidiyor. Ceyhan’da büyük bir merasim düzenleniyor. İşte o merasim esnasında Ceyhanlılar bu şekilde bir bağış yaptıkları gibi Vecihi Bey ve yardımcısı makinisti Hamit Bey’e birer altın kol saati armağan ediyorlar. İşte o Vecihi Bey’in not defterindeki ‘saati rehine elli lira aldım’ sözü bu şekilde ortaya çıkmış oluyor.”