Şairlerin dilinden Ankara -5- – Dursun Erkılıç
Ankara, Rüzgarlı Sokak gazeteciliğiyle de bilinir. Bir ozan o sokağa girmişse yazmadan olmaz.
Rüzgarlı Sokak’ta gazetecilik yapmış olduğu günlerin sonrasında seneler sonrasında uğradığında gördüklerini;
Ah Rüzgarlı ah
Vah Rüzgarlı vah
Dün gazete kokardın
Bugün fayans…
Kokunu unutmuşum
Kokumu unutmuşsun
Diye özetleyen bendenizin aksine, 1960’ların sokağını resmedenler de var…
***
Güven Turan’ın “Ankara”sında dolaşalım:
İlk gidişin
üniversite imtihanı için
arkadaşlarınla birlikteydin
haziran sonu
kaldığın otelin ismini anımsamıyorsun
(…)
1963
sınav sonrası
Rüzgarlı Sokak’a
gittin
Ove Han Da. 4
(…)
hani şu oldukça yakında
bir hoş kızla
dolaştın ya
eski semtlerini
adlarını unutmadığın
sokaklarını
yeniden döndüğün söylenebilir
rivayet bu ya.
***
Hâmit Macit Selekler, “O’nun Eserine” bakarak götürüyor bizi Ankara’ya ki önemli bir nedeni var:
(…)
IV
Ankara… Bu kent eskiden vardı
Bozkır ortasında kurulmuş, yalçın
Önünden geçenler kahramanlardı.
Kaleye nal sesi vururdu çın çın.
(…)
Ankara önünden geçen atlılar
Açık denizlere kadar vardılar
Onlar yurda gönül veren soydandı
(…)
Burada duyulur bir kalb çarpması
Sen de gel kardeşim, aramıza gir
Ankara sevme’yi öğretecektir.
Ankara’nın “Sabah”ı da bir başkadır. Şöyle:
Anıttepe… Ar Sokağı… Gençlik Caddesi…
Sabah, kuşlar: kanat kanat… Bir çocuk sesi…
Ak bir bulut, penceremde bir tül: İncecik…
Sonra serin, sonrasında yeşil, sonrasında mavilik…
Şairane Ankara turumuz diğer ozan dostlarla sürecek…