Müslüman kişi bencil olamaz – Ahmet Sandal
Bencillik öyle bir felakettir ki tedbir alınmazsa, insan bencillikten meydana gelen zararlardan korunmazsa, maazallah, bencillik, insanı uçuruma götürerek öldürür ve yok eder.
Elbette bencillik insanı bedenen öldürmez, ruhen öldürür.
Hatta bencillik insanı bedenen bir ihtimal sıhhatli gibi gösterse de o zinde gözüken bedende ruh da yoktur, insanlık da yoktur.
Bencillik, bir felaket olmasıyla birlikte bir hastalıktır da.
Bencil erkek öyle bir hastalıkla kendisini sakatlamıştır ki, Dünya sanki kendisinin çevresinde dönüyor ve yaratılmış her şey sanki kendisine hizmet edecek gibi yanlış bir idrak içindedir bencil.
Bencillik bir düşkünlüktür. Bencil şahıs vücuduna o denli düşkündür ki, sabah akşam spor yapar, kasını geliştirir, kaşını ve gözünü güzelleştirir, kılık kıyafetini pahalılaştırır, bedeni olarak olabildiğince hassas olup da ruhunun gereksinimlerini göz ardı eder.
İşte bu davranışlar bencilcedir.
Bencil şahıs bedenini süsler, güzelleştirir de ruhunu çirkinleştirir.
Şimdi buradan bedenine, kılık giysisine itina yayınlayan herkesi egoist olarak gördüğümü sanmayın.
Elbette insanoğlu bedenini de sıhhatli ve zinde tutmak için çabalamalıdır. Ancak sırf bedeni ve sırf giysileri ile ilgilenip de dünyadaki öteki canlıları, öteki varlıkları önemseyenler bencildir.
Şair bakın ne söylemiş:
“Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!”
Orhan Veli bu şiiri seslendirdiğinde asla düşündü mü bilinmez, bu şiirde bencilliğin bir tarifi var.
Yalnızca kendini ve kendi bedeni gereksinimlerini düşünenler bencildir.
Yalnızca kendi bedeni ile ilgilenip Dünya umurunda olmayan insanoğlu hastadır.
O hastalığın tedavisi için bencil, hekime değil, mütefekkirlere, alimlere, hocalara gitmelidir. O hastalığın tedavisi için bir yolculuk gerekmektedir. Tabi o yolculuk doktorun olduğu yere değil, ilk önce insan kendi içerisine yolculuk etmelidir. Öncelikle insan kendini bilmelidir.
İnsan her şeyi bilse kendisini bilmese bencildir.
Bencillik ile bilinçsizlik bir arada hareket eder. Bencillik ve bilinçsizlik iki zararlı etkendir.
Bencillik, doğuştan değildir. Bencillik insana sonradan, sağdan-soldan edinmiş olduğu alışkanlıklar ile dahil olur.
Bencillik esasında insana yapışmış, musallat olmuş bir zararlı etkendir. O yapışan şeyi, o musallat olan etkiyi insan alıp da üstünden atmazsa, o durum, o insanoğlunun felaketi olur.
Bu tanımdan çıkan sonuca göre, bencillik bir araz’dır.
Bencillik esasında bir rahatsızlık dahi değildir. Hastalıkların kalıcı olanlarına çare yoktur. Ancak arazlar kalıcı değildir. Siz dilerseniz o araz’dan kurtulabilirsiniz.
Bencillik bir arazdır.
Araz nedir?
Araz, “sonradan ve aniden baş gösteren, varlığı sürekli ve mecburi olmayan durum, hastalık, felaket” gibi anlamlara gelir.
İnsanda iki büyük özellik vardır. Birincisi cevher (öz) ve ikincisi araz’dır.
Cevher insanda mecburi olandır ve insandan ayrılması olası olmayandır. Buna göre insanoğlunun ruhu bir cevherdir. Ruhsuz insan olmaz.
Araz, mecburi değildir. Araz, cevherin aksine, varlığı insanoğlunun kendi tabiatının gereği değildir. Araz, düzgüsel bir vaziyet değildir. Araz, anormal bir haldir. Mesela yaz mevsiminde günün çok soğuk ve fırtınalı olması, düzgüsel değil anormaldir.
Aristo’dan itibaren filozoflar, cevher ve araz üstünde muhtelif fikir ve kanaat geliştirmişlerdir.
Aristo araz ile ilgili şu tanımlamada bulunmaktadır: “Bir şeye ait olduğu sanılan ve onun ile ilgili doğru ve yerinde olduğu düşünülen, ama ne doğru, ne de ona ait olmayan şeyler araz’dır.”
Aristo diyor ki, “araz, bir aldatmacadır.” Bencillik de bir araz olduğu cihetle bir aldatmacadır. Nefsin aldatmacası araz’dır, bencillik’tir.
İslam filozofları da “araz” konusu ile ilgili düşünmüşler ve fikir geliştirmişlerdir. En başta da Farabi bu konuda görüşler sunmuştur Farabi, arazların insana yapıştığında insanoğlunun onu benimsemesi durumunda farkına varmadan, sanki onu düzgüsel gibi görmeye başladığından bahseder.
Bu durumda bencillik arazı insana yapıştığında ve artık o yapışkan vaziyet ondan ayrılmadığında ve şahıs onu düzgüsel saydığında en tehlikeli hal meydana gelmektedir.
Zaten günümüzdeki vaziyet budur. Kişi bencillik arazını ayrım etmiyor bile.
Adam hasta ve ama kendisini düzgüsel sanıyor.
Adam, bencilliğin bir araz bulunduğunu ayrım etse onu alıp da atacaktı. Ancak ayrım edemiyor.
Şöyle bir misal vermek gerekirse, yolda giderken bacaklarınızın arasından, pantolonunuzun paçasından size bir akrep yapışsa, onu ayrım etmeden yürüseniz, onu dışarıya atmanız olası olmaz. Ancak akrebin bacaklarınızda bulunduğunu ayrım ederseniz onu atmak istersiniz.
Bencillik bir akreptir, sizi sokmasına izin vermeyin. Fark edin ve atın, kurtulun.
Yazımın en sonunda şu dua ile Yüce Rabbime sesleniyorum:
“Ey Yüce Rabbim, bizi bütün felaketlerden, bütün hasatlıklardan ve bütün araz’lardan koru. En başta da bencillik araz’ından bizleri koru ve o araz’a bizleri düşürme, o araz’a bizleri müptela eyleme. Amin.”
Son söz: “Müslüman şahıs egoist olamaz.”
Evet, böylece, yazımızın başlığında belirttiğimiz hususu sonunda da belirttik.
Evet, yeniden belirtiyorum, “Müslüman şahıs egoist olamaz.” Çünkü Müslüman şahıs bilinçlidir. İslami şuur ile bencillik bir araya gelemez.
Vesselam.