Evden para kazanın dolandırıcıları neden hemen yakalanamıyor?

Av. Bahadır Paksoy dolandırıcıların niçin derhal yakalanamadığını ve iyi mi savaşım verdiğini anadolugazete.com.tr’ye anlattı. ‘Evden para kazanma dolandırıcılığı’ öyküsünü özetleyen haberimizin ilk kısmına yukarıdaki bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Av. Bahadır Paksoy, başından geçen acı tecrübeyi şu şekilde anlattı: “Maalesef vatandaşımız bunlara güveniyor. Güvenince dolandırılmışlar. Tekirdağ’dan birisi 50 bin TL, Bursa’dan birisi 100 bin TL, bunlar duyduğum yüksek rakamlar. 1-2 bin lirayla başlıyor, 5 bin, 10 bin, 50 bin, 100 bin gibi kişilerin durumuna göre artıyor. Çok yüksek rakamlarda dolandırılanlar olmuştu.”

“ÜCRETSİZ HUKUKİ DESTEK VERİYORUZ”

“Biz artık şu şekilde bir sistem kurduk: Bize ulaşan vatandaşların hepsinden monitör görüntülerini istiyoruz. Hangi numara üstünden dolandırıldınız, parayı kime gönderdiniz, biz o kişilerle alakalı kendi şikayetimize ek dilekçe sunuyoruz. ‘Bakın, birileri daha mağdur oldu.’ diyoruz. Bizim ismimiz kullanıldı. ‘Bu insanoğlu da mağdur!’ diye ihbarda bulunuyoruz. Ayrıca o insanlara bir adet dilekçe örneği hazırladık. Ücretsiz hukuki yardımcı veriyoruz. Diyoruz ki; ‘Bu dilekçeyi kendi bilgilerinize göre doldurun. Hangi tarihte ne kabahat işlendi? ne kadar para gönderdiniz? Direkt gidin savcılığa şikayetçi olun ya da en yakın karakola gidin şikayetçi olun.’ Bu iş tahminimce mayıs ayından beri benim adım üstünden devam ediyor.”

“BİZ DE BU KONUNUN DOLAYLI MAĞDURU OLDUK”

“Biz de bu mevzunun bilvasıta mağduru olduk. Kendimiz dolandırılmadık fakat bazı zamanlar haksız ithamlarda da karşılaşıyoruz. Sanki bu insanlarla birlikteymişiz gibi. Kimliğimin doğal iyi mi ellerine geçtiğini konduramıyorlar. Her şey tamam, parayı bana göndermediler insanlar. Onu derhal algılıyorlar. ‘Ben diyor parayı size göndermedim. Benle asla konuşmadınız. Benle temasa asla geçmediniz.’ O kafalarında oturuyor fakat kimliğim iyi mi ellerine geçti? Tabii anlatınca derhal ya evet oldukça kolay bir senaryoymuş aslında diye düşünüp geri özür dileyenler oluyor.”

“YÜZLERCE SAVCILIK ŞİKAYETİ VAR”

“Yüzlerce savcılık şikayeti var. Bir ceza davası şu şekilde bir süreçten geçiyor: Önce şikayetinizi yaparsınız sonrasında şüpheliler belirlenir. Şüphelilerle alakalı deliller toplanınca ceza davası açılır. Bu vaziyet daha tahkîkat safhasında, savcılık aşaması safhasında. Şu an insanoğlu şu kişileri şikâyet ediyorlar; para gönderdikleri hesap sahibi baş şüpheli, zira o parayı o aldı. İki, hat sahipleri. Fakat gerçekte bu ikisi de şüpheli değil. Çünkü, hat sahiplerinin asla haberleri yok. Genellikle düzmece evrakla kendi adlarına hat açılmış kişiler oluyor. Olaydan asla haberleri yok. Baz istasyonu kayıtları ile kişinin yaşamış olduğu bölgeleri karşılaştırdığınızda, bu kişiyle alakalı olmadığını görüyorsunuz. Hesap sahiplerinde birazcık vaziyet daha farklı. Bazısı hesabının kullanıldığını biliyor, fakat dolandırıcılık amaçlı kullanıldığını bilmiyor. Örnek veriyorum; birileriyle tanışıyor diyor ki, ‘Abi ben battım fakat tekrar çıkıyorum hacizli durumlarım var. Senin hesabın üstünden ticaretimi devam ettireyim, para kazanacağım seni de ortak gibi yapayım, yüzde 10 hisse vereyim.’ Tabii insanoğlu bedavadan yüzde 10-15 parayı duyar duymaz ‘Olabilir kullanmadığım bir adet hesabım var vereyim sana’ diyor. Kendi aralarında da bazı durumlarda oldukça şüpheci biriyse şayet hesabı veren, hesabın kullanılmasında bütün repertuvar şuna aittir diye kontrat imzalatıyor. Tabii şuna aittir derken de karşıdakinin kimliğini denetim etme ihtiyacı hissetmiyor. Bir hüviyet fotokopisi alma ihtiyacı hissetmiyor. Dolandırıcı da oraya düzmece bir isim, bir imza atıyor. Savcılık hesap sahibine, ‘Gel bakalım kardeşim, sen bu insanlardan para almışsın’ söylediğinde ‘Bir dakika diyor ben o hesabı asla kullanmıyorum’ diyor. Örneğin Ankara’da yaşıyor. Bir bakıyoruz bütün paralar Tekirdağ’dan çekilmiş. Yani bu erkek Tekirdağ’a asla gitmemiş. Baz istasyonu kayıtları; Ankara, kendisi Ankara’da, işi Ankara’da fakat para hep Tekirdağ’daki bankamatikten çekilmiş. Dolayısıyla bu vatandaşın da aslında bu işlerle alakası olmadığı ortaya çıkıyor.”

“TAŞRADAKİ ATM’LERİ TERCİH EDİYORLAR”

“Sonra geriye ne oluyor? Ortada kalan asla harbiden şüphelinin bulunamadığı bir dosya. Bunu normalde iyi mi belirleme ediyorlar? ATM’lerin emniyet kamerası kayıtlarından parayı çekenlerin eşkalini belirleme etmeye çalışıyorlar. Tabii bu dolandırıcılar bu işi biliyorlar ve genelde şapka takıyorlar ya da kimliklerini gizleyecek sakal, bıyık, gözlük gibi bu şekilde farklı argümanlar kullanarak ATM’lerin emniyet kameralarından kaçmaya çalışıyorlar. Profesyoneller bilhassa eski ATM’leri tercih ediyorlar. Taşradaki ATM’leri tercih ediyorlar.”

“SİBER SUÇLARDAKİ YOĞUNLUK ARTIK İNCELEMELERİN ÖNÜNE GEÇİYOR”

Bu telefon nereden internete bağlandı? Mobil veriyle bağlandıysa devamlı hareket durumunda oluyor. Wi-fi ile bağlandıysa, ‘hadi hoş tamam alalım’ fakat şimdi wi-fi de de şu şekilde sıkıntılar çıkıyor. Kafeninkini kullanmış ya da diğer birinin wi-fi hattını hacklemiş kullanmış. Dolayısıyla reel şüpheliye ulaşmak bu tip işlerde oldukça zor. Biraz prosedürlere takılıyoruz ve siber suçlardaki kesafet artık araştırmaların önüne geçiyor.

Devamı yarın…