CHP Sözcüsü Faik Öztrak’tan MYK açıklaması

MYK gündemiyle alakalı CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, izahat yaptı.

Öztrak’ın açıklamalarında en önemli başlıklar şu şekilde:

“Önceki seçimlerde Ekonomiyi iyi göstermek için milletin 128 milyar dolarını yakmışlardı, Bu seçimden ilkin de Milletin 199 milyar dolarını daha Arka kapı operasyonlarıyla buharlaştırdılar. Devlet yönetimi böyle, afet yönetimi böyle, iktisat yönetimi de değişik değil… Güya “Model” dediler. Faiz takıntısıyla ekonominin bütün dengelerini alt üst ettiler. “Faiz inince, enflasyon da iner” diyerek akıldan, bilimden uzak safsataların peşine takıldılar. Faiz talimatla inince hem kur, hem enflasyon patladı. Bu defa adına “liralaşma” dedikleri bir öteki safsatayla, TL mevduatı, dövize endekslediler. Faizden kaçarken dolarizasyona yakalandılar. Hortlattıkları enflasyon, ulusal paramızı pul etti. Paramızın “değer saklama” işlevini bitirdi. Rahmetli Turgut Özal’ın, “İnşallah gençlerimiz bundan ders alır. Bir daha bu şekilde hesapsız kitapsız yanlışlar yaparak, gelecek nesilleri zor taşınan yük dibine sokmaz” diyerek kaldırdığı, bu ülkeye oldukça büyük bedeller ödeten, Dövize Çevrilebilir Mevduat’ı modifiye ettiler. “Kur Korumalı Mevduat” deyip tekrar getirdiler. Sonuç? Sonuç bu.

“KKM, HAYIRSIZ EVLADA DÖNÜŞTÜ”

Dolarizasyon yüzde 70’e dayandı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek seviyesine çıktı. Biz bu şekilde bir tabloyla ne 1990’larda, ne de 2001 krizi zamanında karşılaştık. Biz bunların olacağını söyledik. Hükümeti oldukça uyardık. Ve geldiğimiz noktada ne yazık ki biz haklı çıktık. Bundan kuşkusuz sevinçli değiliz. 11 Ağustos itibariyle Kur Korumalı Mevduat bakiyesi, 125 milyar dolara ulaştı. “Hazine’ye tek kuruş yük getirmeyecek” diyerek pazarladıkları KKM, elde avuçta ne var ise yiyip bitiren hayırsız evlada dönüştü. Geçen yıldan bu yana KKM sebebiyle Hazine’nin kasasından çıkan para, 152 milyar lira. Merkez Bankası kasasından ne kadar çıktı? Bunu tam anlamıyla bilmiyoruz. Çünkü burada da şeffaflık yok. Devlet sırrı gibi saklıyorlar. Millet iradesinin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bile malumat vermiyorlar. Merkez Bankası bilançosu verilerinden anladığımız, KKM’ın Merkez Bankası’na ve devlete zararı, 17 Ağustos itibariyle 565 milyar lira. Ortada oldukça büyük bir felaket var. KKM için bugüne dek ödenen 717 milyar lirayı ödemeseydik, her bir aileye 27 bin 577 lira verebilirdik. Ya da bu parayla İki adet Osmangazi Köprüsü dahil İstanbul-İzmir Otoyolu yapabilir üzerine bir adet Yavuz Sultan Selim Köprüsü İki adet de Avrasya Tüneli yapabilirdik. İşte kendilerini akıllı, uyanık sananların getirmiş olduğu KKM’nin şu ana kadar millete neye mal bulunduğunun kolay bir bilançosu…

“EKONOMİ YÖNETİMİNİN YENİ VİTRİNİ, BU DURUMU SÜRDÜREMEYECEKLERİNİN FARKINDA”

KKM, 2018 senesinde başlayan tek erkek yönetiminin bu ülke ekonomisine diktiği son tüydür. Daha ilkin dövizle borçlandırılan bir avuç firması kurtarmak için Merkez Bankası’nın arka kapısından satılan 128 milyar doların millete çıkan faturasıdır. Yandaş zombi şirketlerin “Yüksek enflasyon” ortamında TL borçlarının düşük faizle ödenmesine yardımcı olmak için halkımızın sırtına yüklenen yüktür. Emekliden, çiftçiden, işi olmayan gençten, milyonlarca dar ve durağan(durgun) gelirliden milyarlarca liranın alınıp bir avuç varlıklı yandaşa peşkeş çekilmesidir. Ekonomi yönetiminin yeni vitrini, bu durumu sürdüremeyeceklerinin farkında. Bu denetim dibine alınmadan, dışarıdan para bulamayacaklarını oldukça iyi biliyorlar. Önce poşet yasayla, Hazine’den bu hesaplara ödenen garantileri Merkez Bankası’na aktardılar. Bu ödemeleri bütçeden kaçırdılar fakat kimseyi ikna edemediler

“KKM YÜKÜNÜ HAFİFLETMEYE ÇALIŞACAKLAR”

Daha ilkin döviz hesaplarını Kur Korumalı Mevduat’a çevirmek için bankalara hedef koyan hükümet, şimdi hafta sonu açıkladıkları kararlarla, Kur Korumalı Mevduatı, Türk Lirası mevduata çevirmek için hedef koydu. Yeni iktisat vitrini, Erdoğan’ın ekonomiyi ayağa kaldıracak “Büyük projesini” aniden cami avlusuna bıraktı. Şimdi bir taraftan bankaların yabancı para mecburi karşılıklarını artırarak, döviz rezervlerini makyajlamaya, öteki taraftan bankaların menkul değer tesisleriyle oynayarak, KKM yükünü hafifletmeye çalışacaklar. Yine parça parça, bölük pörçük işler.

“KKM KAPSAMINDA NE KADAR VERGİ MUAFİYETİ SAĞLANDI?”

Çok aleni söyleyelim. Bu iş bu şekilde yapılmaz. Ülkenin başına bela ettiğiniz KKM, bu şekilde tasfiye edilmez. Önce geleceksiniz bu KKM’nin kamuya yükü ne kadar? Bunu kalem kalem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde açıklayacaksınız. KKM’nin ne kadarı bireylere, ne kadarı şirketlere ait? KKM kapsamında ne kadar vergi muafiyeti sağlandı? Bunları milletle paylaşacaksınız. Ardından KKM’den çıkış için orta vadeli bir strateji hazırlayacaksınız. Bu stratejiyi bütüncül bir makroekonomik programın içerisine yerleştireceksiniz. Bunları yapacaksınız ki, ulus ve bütün dünya, “Galiba ekonomide oyunun kuralları harbiden değişiyor” diyecek. Bunları yapmadan alelacele aldığınız kararlarla dün ak dediğinize, bugün kara diyerek, piyasalarda belirsizliği ve huzursuzluğu daha da artırırsınız.

“VATANDAŞA VERECEĞİ KREDİLERİN FAİZLERİ DE YÜKSELECEK”

İşte daha birkaç hafta ilkin Merkez Bankası’nın yeni başkanı, TL mevduat faizlerinin düşmesini alkışlıyordu. “TL mevduat faizi, siyaset faizine yaklaşmalı” diyordu. Ama hafta sonu aldıkları son kararlarla, TL mevduat faizleri hızla artacak. Bu sonucu uygulamak için bankalar kaçınılmaz olarak KKM mevduat sahiplerini oldukça yüksek faizli mevduatlarla TL mevduata dönmeye, ikna etmeye çalışacak. Buna bir çeşit “süper mevduat” diyebiliriz. Mevduat faizlerinin yükselmesi demek, banka açısından para toplamanın maliyetinin yükselmesi demek. Bankalar hayır müessesi olmadığına göre bunu bir yerden çıkaracak. Bankaların verdiği hizmetlerin ve vatandaşa vereceği kredilerin faizleri de yükselecek. Önümüzdeki dönemde krediye ulaşmak bugünkünden oldukça daha maliyetli olacak. Suni teneffüsle ayakta duran zombi firmalar için, borç yükü altında ezilen, “Ali’nin külahını Veli’ye Veli’nin külahını Ali’ye giydirerek” hayatını sürdürmeye çalışan aileler için yaşam daha da zorlaşacak.

“SARAYIN İRRASYONELLİĞİNİN VEBALİ, SİZİN SIRTINIZDA KALIR”

Ne yazık ki bu ülkede en süratli harcanan makam, Merkez Bankası başkanlık makamı oldu. Son beş yılda, beş Merkez Bankası başkanı gördük. Onun için biz yeni başkana da, Yeni Hazine ve Maliye Bakanı’na da buradan sesleniyoruz: Artık daha oldukça vakit kaybetmeyin. Herkese emniyet verecek tutarlı bir programı milletin önüne koyun. Faturayı milletin sırtına yüklemekten vazgeçin. Bu programın içerisinde, KKM’yi iyi mi tasfiye edeceğinizi milletle paylaşın. Söz verdiğiniz gibi “şeffaf” olun. Hesap vermekten kaçmayın. Bütçe süreci başlıyor. Orta Vadeli Programı açıklayacaksınız. 12. Kalkınma Planı’nın da eli kulağında. Bu resmi dokümanlar oldukça çok önemlidir. Önünüzde bir fırsat var. Laf olsun poşet dolsun diye değil, bu defa ciddi bir stratejiyi de OVP ile beraber açıklayın. Yoksa Sarayın irrasyonelliğinin vebali, sizin sırtınızda kalır.

“ŞİMŞEK’İN AĞZINDAN, BEYLİK LAFLAR DIŞINDA BİR ŞEY ÇIKMIYOR”

Merkez Bankası Başkanı, “Önümüzdeki üç sene çift haneli enflasyon” diyor. Niyet belli, para basarak milletin elindeki avucundakini, enflasyonla almak. Milleti daha da fakirleştirmek. Erdoğan’ın ekonominin başına “Yeni Ekonomi Çarı” olarak getirmiş olduğu Şimşek’in ağzından, beylik sözler haricinde bir şey çıkmıyor. Geldiği günden bu yana zamdan öteki bir şey yapmadı. Bir tutum genelgesi çıkardı, onu da ciddiye alan olmadı. Ama enflasyonun sorumlusunu bulmuş, “Memur zammı yüzünden bu şekilde oldu” diyor. Dolar baronlarına, dövizle güvence verdiğiniz yandaşlara milyarları kaptıracaksınız, sonra da sorumlusu memur olacak.

“GÜN AŞIRI ZAM YAPIYORLAR”

Bir AK Partili belediye meclisi üyesi de “Alın terinin hakkından tutum olmaz” diyen sendikaya “Ulan tarla mı kazıyorsunuz? Ne alın teri?” diye söz yetiştiriyor. İşte Ak Parti zihniyetinin devlete, devletin memuruna bakışı bu! Ekonominin dar gününde göreve gelen Hükümetlerin ellerinde ilk 100 gün, ilk 6 ay, ilk 1 sene yapacaklarına dair Acil fiil planları olur. Bunlarda hiçbiri yok. Geciktirmedikleri tek şey zam. Gün aşırı zam yapıyorlar.

“BU ENFLASYONUN ANASI DA BABASI DA ERDOĞAN’DIR”

Yüzde 33 enflasyon beklenen yılda memura ve memur emeklisine yüzde 10+15 zam önerecek kadar gerçekle bağlarını kopartmışlar. Bu hükümetten refah beklemek, tekeden süt çıkmasını beklemek gibi bir şey. Seçimde ittifak yaptıkları ortakları sanki bu düzene yardımcı veren kendileri değilmiş gibi şimdi, “Yüksek fiyatlar yüzünden ergenler evlenemiyor” diye sızlanıyor. Saray’ın belediye başkanları, Gaziantep’te hakkını arayan işçiye; “Bunun sorumlusu ne sizsiniz ne patron. Tek görevli yüksek enflasyon” diye nutuklar atıyor. “İki sene sonra enflasyon tek haneye düşecek, birazcık daha sabredin” diye akıllar veriyor. Bu yaşam pahalılığının nedeni yüksek enflasyon da bu yüksek enflasyonun nedeni kim? Biz söyleyelim. Ülkede olup bitenin sorumlusu bellidir. Bu yaşam pahalılığının nesebi sahihtir. Bu enflasyonun annesi da babası da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Seçimden ilkin tutulan fiyatların hepsi salındıysa, benzinin mazotun fiyatıyla birlikte, her şeyin fiyatı katlandıysa, camide imam, “Bir ev kirasının 10 bin lirayı bulmuş olduğu bu ülkede asgari ücret geçim midir, size soruyorum” diye başkaldırı ediyorsa, bunun sorumlusu, bir zamanlar meydanlarda “Ekonominin sorumlusu benim, ben” diye bağıran Erdoğan’dır.”