Can Atalay tahliye edilecek mi? Can Atalay tahliye mi ediliyor?

Can Atalay tahliye edilecek mi? Can Atalay tahliye mi ediliyor? merak edilenler içinde yer alıyor. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) mebus seçilen Gezi Parkı davası sanığı Can Atalay’ın tahliyesi ile alakalı detaylar araştırılıyor. Peki, Can Atalay tahliye edilecek mi? Can Atalay tahliye mi ediliyor?

Gezi Parkı Davası’nda 18 sene hapse mahkum edilen, 14 Mayıs’ta meydana getirilen genel seçimlerde Türkiye İşçi Partisi’nden Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay’la alakalı tahliye ve hakkındaki yargılamanın durması istemini Yargıtay 3. Ceza Dairesi karara bağladı. Yargıtay, şartların oluşmadığı gerekçesiyle isteği reddetti.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davası kapsamında 18 sene hapse mahkum edilen, 14 Mayıs’ta meydana getirilen 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde mebus seçilen Atalay hakkında, avukatının yargılamanın durması ve tahliyesine yönelik talebini karara bağladı. Buna göre, şartları oluşmadığı gerekçesiyle Atalay’ın tahliye ve hakkındaki yargılamanın durması istemi reddedildi.

Sanığın, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 312. maddesinde belirtilen “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ya da görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamiyle engellemeye teşebbüs” suçundan yargılandığı anımsatılan kararda, Anayasa’nın 83 ve 14. maddeleri kapsamında yasama dokunulmazlığına dair değerlendirme yapıldığı belirtildi. Yasama dokunulmazlığına dair Anayasa’nın 83. maddesinde iki kural dışı bulunduğuna işaret edilen kararda, bunlardan ilkinin “ağır cezayı gerektiren suçüstü hali”, ikincisinin ise “seçimden ilkin soruşturulmasına başlanmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlar” olduğuna işaret edildi.

Anayasa’nın 14. maddesi kapsamına hangi suçların gireceğine Anayasa koyucunun somut bir niteleme yapmadığı aktarılan kararda, bu durumun hüküm içtihatlarına bırakıldığı belirtildi. Kararda, “Anayasa koyucunun iradesinin, milletvekilinin Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına kasteden bir faaliyette bulunmuş olduğu takdirde dokunulmazlıktan yararlanmaya devam etmemesi gerektiği yönünde olduğu açıktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

TCK’nin 302, 307, 309, 311, 312, 314, 315 ve 320. maddeleri ile 310. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suçların “mutlak ve asli özellikte terör suçu” olduğuna işaret edilen kararda, şu ifadelere yer verildi: “Açık bir halde 5237 sayılı TCK’nin 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320. maddeleri ile 310. maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçların Anayasa’nın 14. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden birçok kanlı terör eylemini gerçekleştirdikleri için haklarında, sayılan mutlak terör suçlarından tahkîkat ve takibat bulunup yakalanması olası olmayan ve kırmızı bültenle aranan şahısların mebus seçilmesinin ve yemin ederek göreve başlamalarının önü açılır ki bu durumun hukuken isabetli bulunduğunu korumak için çaba sarfetmek olası değildir.”

Gezi Parkı sebebiyle yürütülen eylemlere dair mahalli mahkeme kararına atıf meydana getirilen Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararında, eylemler esnasında 78 ilde 746 kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlendiği, 280 iş yeri, 259 hususi araç, 103 polis aracı, 1 konut, 1 polis merkezi, 5 amme binası, 12 parti binası ve birden fazla amme malının zarar görmüş olduğu anımsatıldı. Yerel mahkemece Atalay’ın, “bir plan dahilinde yürütülen kalkışma hareketinin başlaması ve bütün ülke sathına yayılarak derinleşmesi kapsamında faaliyette bulunduğu”nun kabul edilmiş olduğu kaydedilen kararda, Atalay’ın sertlik olaylarının tırmanmasına zemin hazırlayan Taksim Dayanışması’nın etkili üyelerinden olduğu ve atılı suçların “asli faili” düşünülen Osman Kavala ile irtibatı bulunmuş olduğu bildirildi.

Kararda, yargılamanın genel hükümlere göre devam etmesi gerektiği belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı: “Sanığın üstüne atılı cebir ve sertlik kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ya da görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamiyle engellemeye girişim etme suçunun Anayasa’nın 14. maddesi kapsamında yer alması ve soruşturmasına seçimden ilkin başlanmış olması dikkate alındığında, Anayasa’nın 83. maddesinin ikinci fıkrası ikinci cümlesi uyarınca yasama dokunulmazlığından faydalanamayacağı kanaatine varılmakla, yargılamanın genel usul hükümlerine göre devam etmesi gerektiği kararına ulaşılmıştır.” Daire, Gezi Parkı davasına dair kararını daha sonrasında verecek.

Can Atalay, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde Gezi eylemlerine dair davada yargılanmış ve TCK’nin 312. maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya ya da görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamiyle engellemeye teşebbüs” suçuna “yardım eden” sıfatıyla katılmış olduğu gerekçesiyle 18 sene hapse mahkum edilmişti. Mahkemece, davanın öteki sanıkları Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet, Ayşe Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi de Atalay gibi “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 18’er sene hapis cezasına çarptırılmıştı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, mahalli mahkemenin 8 sanık hakkındaki mahkumiyet kararını hukuka makul bulmuştu.

Can Atalay Gündem Güncel Haberler