Avrupa hükümetlerine 14 Mayıs sonrasına hazırlık çağrısı

Avrupa 15 Mayıs sabahı karşısında hangi Türkiye’yi bulacak?
Avrupa’nın önde gelen kanaat kuruluşları ve Türkiye uzmanları, yirmi senedir Recep Tayyip Erdoğan’la yaşamaya alışmış Avrupa devletlerini Ankara’da iktidar değişikliği senaryosuna hazırlanmaları konusu ile ilgili uyarmaya başladı.
Avrupalı kanaat kuruluşları, seçimler öncesi kendilerini iki temel eksende sorguluyor. Birincisi, seçimlerde hile riski.Geçen Eylül ayında “2023 Seçimleri Sonrasına Dair Olası Senaryolar” başlıklı bir inceleme yayımlayan Almanya merkezli Bilim ve Politika Vakfı (SWP), “Hile ve/veya Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçimini kaybetmesine karşın iktidarı bırakmak istememesi olasılığına karşı AGİT Türkiye’ye kalabalık bir seçim deney kadrosu göndermeli” uyarısında bulunmuştu.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) aslında çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye’deki seçimleri de yakından izliyor. Bu iki kurumun 14 Mayıs’taki seçimleri de kalabalık bir kurul gözlemlemesi bekleniyor. Seçim sonrası AGİT ve AKPM’nin gözlemleri doğrultusunda 15 Mayıs’ta Ankara’da yapacağı izahat da Avrupa için referans oluşturacak.
Seçimlere dair yaşanmış olan kaygı Avrupa kamuoyunda da münakaşa konusu. Geçtiğimiz günlerde France-5 kanalında konuşan Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) Türkiye uzmanı Dorothée Schmid, uzun yıllardan beri Türkiye üstüne çalışan bir analist olarak bu sene maksimum “seçimlerin iyi mi düzenleneceğini” merak ettiğini söyledi. Schmid, seçimlerin adil ve hilesiz yapılması konularının bu sene geçmişe oranla daha mühim bulunduğunu belirterek laflarını “Türkiye’de yirmi senedir ilk defa iktidar değişikliği olabileceği izlenimine sahibiz” şeklinde sürdürdü.
Kanada merkezli muhafazakâr meyilli Thomas More Enstitüsü de Erdoğan’ın tarzı kazanamaması halinde 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarzı senaristliğinin tekrarlanabileceği düşüncesinde. Enstitüye göre Erdoğan yenilgiyi hissetse de kimse elini kolunu sallayarak gitmesini beklemiyor. AKP-MHP ittifakının parlamentoda çoğunluğu elde etme şansını yüksek görmeyen Enstitü, buna karşın Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı seçilme şansının olduğu, ama kazanırsa “Erdoğan sistemi” vasıtası ile kazanacağı yorumunda bulunuyor.
AB zor kararlar almak zorunda kalabilir
Seçimlerde düzensizlik kaygısı kanaat kuruluşu Alman Marshall Fund (GMF) tarafınca kaleme alınan bir analizde de işlendi. Ancak GMF, “Seçim neticeleri ne olursa olsun Türk siyasi sınıfı ve Türk toplumunun direnç gösterdiği” ve “Batı’da çoğu kişinin Türk demokrasisi üstüne çizgi çekmesi ya da çekmeye hazırlanması için hemen hemen erken olduğu” kanısında.
Paris merkezli Fransız Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü (IRIS), AKP ve Erdoğan’ın “2002’de iktidara geldiklerinden bu yana ilk defa çetrefilli bir durumda olduklarını, Kemal Kılıçdaroğlu’nun anketlerde önde göründüğünü ama mevcut aşamada aşırı optimist olunmaması gerektiğini” kaydediyor. IRIS Türkiye uzmanı Didier Billion, “Altılı masa zafer istiyorsa önerilerinin toplumda kabulü için siyasi bir hareketli yaratmak zorunda. Her halükârda seçim neticeleri Türkiye’nin geleceği için belirleyici olacak” tespitini yapıyor.
SWP de AKP ve Erdoğan için işlerin bu sefer basit olmayacağı analizini yapıyor. “Ekonomik kriz sebebiyle iktidarın parlamentoda çoğunluğu kaybetme olasılığının yüksek olduğunu” korumak için gayret sarfeden SWP, Mart ayında duyurduğu analizde, Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesi, ama parlamentoda çoğunluğu kaybetmesi halinde şu an karşıcılık bloğunda olan kimi muhafazakâr partilerden vekiller aktarım ederek yoluna devam edebileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Aynı şekilde, “Muhalefetin Cumhurbaşkanı seçimini kazanması halinde AKP ve MHP’den kimi vekilleri aktarım edebileceği” öngörüsünde bulunuyor.
Londra merkezli Avrupa Reform Merkezi’nin (CER) analizinde de Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi ama iktidarı bırakmak istememesi halinde “AB’nin zor kararlar alması gerekeceği, kimi üye devletlerin Ankara ile katılım müzakerelerinin hemen ve resmen sonlanmasını isteyeceği ve kimi Türk yöneticileri hedef alan yaptırımların gündeme gelebileceği” belirtiliyor.
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu senaryoları
Uluslararası kanaat kuruluşlarının üstünde durduğu ikinci eksen ise seçimleri Cumhur İttifakı’nın talibi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ya da Millet İttifakı’nın talibi ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde Türkiye-Avrupa ilişkilerinin hangi yönde gelişeceğini ele alıyor.
Yunanistan merkezli Avrupa ve Dış Politika Vakfı (ELIAMEP) Erdoğan’ın tekrar kazanmasının Batı dünyasını pek şaşırtmayacağını belirterek daha fazla Kılıçdaroğlu zaferi senaryosunda Türk dış politikasının ne olacağına odaklanıyor. ELIAMEP, Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanması halinde “Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle ilişkileri düzeltmek için samimi ve etkin gayret sarf edeceğini” not etmekle beraber problemlerin bitmeyeceğini, Ankara’nın (Batı’dan) daha bağımsız bir dış siyaset izlemeye devam edeceğini, ama bunu “Son on yılda Batı ile ilişkilerine damga vuran lüzumsuz antagonizm yerine daha yapıcı biçimde yürüteceğini” düşünüyor. Yunan kanaat kuruluşunun analizinde, “Dış politikasını bir insanın çıkarlarından ziyade kendi vatandaşlarının çıkarları doğrultusunda ayarlayan demokratik bir Türkiye, küresel planda daha kuvvetli ve daha güvenilir bir erkek oyuncu olacaktır” ifadelerine yer veriliyor.
CER’e göre Erdoğan’ın kazanması halinde ilişkilerdeki çalkantı sürecek, Avrupa ve Türkiye mühim dosyalarda beraber çalışmaya devam edecek, ama çoğu işbirliği al-ver şeklinde olacak, Türkiye’nin AB katılım süreci iyice duraksayacak, AB liderlerinin Türkiye ile üyelik perspektifi olmayan ilişki konusunu ciddi biçimde ele almaları gerekecek. CER, seçimleri muhalefetin kazanması halinde ise Batı ile ilişkilerde gözle görülür değişimler olacağı görüşünde.
“Avrupa iktidar değişikliğine hazırlanmalı”
Peki Avrupa bu yeni başlangıca hazır mı?
Birçok Türkiye uzmanı hazır olunmadığı görüşünde. Bunların başlangıcında Carnegie Europe Vakfı’ndan Marc Pierini geliyor. Geçmişte AB Türkiye temsilciliği de yapmış olan Pierini, Le Monde gazetesi için kaleme almış olduğu bir analizde, Avrupa liderlerini “Türk devletinin zirvesinde değişiklik olasılığına, hatta yeni bir Cumhurbaşkanı ve AKP çoğunluklu parlamento senaryosuna hazırlanmaya” çağırıyor. Pierini’ye göre; bu hazırlık kutlama ve cesaretlendirici mutat beyanlarla değil, AB ile Türkiye içinde en üst düzeyde bugün mevcut olmayan diyaloğu tekrar başlatarak ve yeni temeller üstüne kurulu somut yardımcı ile yapılmalı. Fransız diplomat, “Konuşulacak, pozitif ama bunun yanı sıra dikenli bir stok mevzu var, ama bütün Avrupa kıtasının geleceğinde ağırlığı olan bir ortak ülkeyle ilişkileri tekrar ele almak için eşi benzeri olmayan fırsat sunuyorlar” diyor.
Benzer bir görüş Fransa’nın Türkiye uzmanlarından gazeteci Marc Semo tarafınca da dile getiriliyor. Semo’ya göre Türkiye’de ihtimaller içinde bir iktidar değişiminin Türkiye’nin boyunu aşacak boyutları olacak ve bu değişiklik maksimum AB’yi etkileyecek. Semo bu öngörüsünü, “2005’te başlayan ve 10 yıldan fazladır derin komada olan üyelik müzakerelerinin tekrar lanse edilmesi laf konusu” ifadeleriyle gerekçelendiriyor ve ekliyor:
“Avrupalı yöneticiler Erdoğan’ın yenilgisinin yaratacağı rahatlığın ötesinde, kimi internasyonal dosyalarda Ankara’nın tutumunun değişmeyeceğini dikkate alarak, demokratik bir Türkiye’nin dönüşünün ne anlam içerdiğini düşünmek zorundalar.”
Fransız uzman bu hususta geçmişte tekrarlanan hataların yinelenmemesi gerektiği konusu ile ilgili da uyararak “Mesele, Ankara’nın Brüksel tarafınca istek edilen reformları gerçekleştirdiği seneler da dahil, birden fazla Avrupalı yöneticinin açıkça karşı çıkmasına karşın büyük oranda Avrupa ile bütünleşmeden yana olan Türk halkının beklentilerine cevap verebilmektir” diyor.