Antik Dünyanın Garip Lezzetleri: Antik Çağ’dan Günümüze 15 İlginç ve Tuhaf Yemek

Hepimiz biliyoruz ki vakit değişiyor, mevsimler gelip geçiyor, yeni diller doğuyor ve ölüyor ve yiyecek bile zamana ahenk sağlamak zorunda. Bugün yediğimiz yemekler, bin sene ilkin yediklerimizden çok farklı.

Antik zamanlardan 25 ilginç ve alışılmadık yemeğe hep beraber bir göz atalım.

Kaynak: https://list25.com/25-weird-and-unusu…

1. Cockentrice

Yemek tarihini bilmeseniz bile Dungeons and Dragons ya da Magic: The Gathering gibi düşlem kurgu oyunlarını seviyorsanız bu yiyeceği daha ilkin görmüş olma ihtimaliniz var. Çünkü cockentrice, bu yemeğe hem isim hem de manzara olarak benzer mitolojik bir yaratıktı. Eski hikayelere göre bu hayvan sürüngen bacakları ve kuyruğu olması haricinde bir tavuğu çağrıştırıyordu ve Medusa gibi bir bakışı ile sizi taşa çevirebilirdi.

“Neden biri bu şekilde bir yiyecek yapsın ki?” diye düşünüyor olabilirsiniz.  Böylece akşam yemeğinde domuz eti ve tavuk yerken bunun yanı sıra misafirlerinize ufak bir şov yapabilirsiniz.

2. Miğferli horoz

Cockentrice’de gördüğümüz gibi, o zamanlar insanoğlu mevzu yemeklerine geldiği vakit resim bir şöleni severlerdi. Miğferli horozun masaya getirmiş olduğu gösteriye ise gayet fazla tabak erişme şerefinde bulunamazdı. 

Aynı cockentrice gibi miğferli horoz da bir tavuğun ve domuzun karışımıydı. Ancak bu yemekte tavuk altındaki domuzu gösterişli bir şövalye gibi sürüyordu. 

Her iki hayvan da ilkin kavrulur, fakat sonra tavuk özenle doldurulurdu.

Daha sonra ise ilkin tavuğu domuzun üstüne oturtmanız, kafasına ufak bir kağıt kask takmanız ve ona bir mızrak vermeniz gerekirdi. Sonra onu, kendisine sunulan kişinin giydirilmiş olduğu giysilerle aynı renklerde giydirerek servis ediyorlardı.

3. Deve kuşu yahnisi

Devekuşu bugünlerde çoğu yerde yetiştiriliyor, fakat çoğumuz için hala nispeten seyrek ve egzotik hayvanlardır.

Eskiden ise çok daha nadirdiler ve Antik Roma’da çok egzotik sayılıyorlardı ve genelde çok hususi günlerde yeniliyordular. 

Peki bu kadar ağır bir kuşu iyi mi pişiriyorlardı? Bu kuşu bir bütün olarak kaynatıp daha sonra birazcık baharat ve balıkla beraber servis ederlerdi.

4. Ekşi koç testisleri

Súrsaðir hrútspunga şeklinde de malum bu yemek, İzlanda’ya ait. İzlanda’daki çoğu yemek, buzdolabının keşfedilmesinden önceki bir zamanda yaratıldığı için uzun süre korumanın güvenilir bir yoluna ihtiyacınız vardı.

Bu tarifimizde ise  koçun testisleri, güzel ve ekşi olana kadar aylarca peynir altı suyunda salamura edilirdi. Daha sonra ise basitçe dilimlenip yenebilmesi için  bastırılıp bir somun haline getirilirdi. 

İşin ilginç yanı, ekşi koç testisleri gibi geleneksel yiyecekler 1950’lerde İzlanda’ya bir geri dönüş yaptı! Bu yüzden olabildiğince uzun bir müddet kenara itilmiş olsalar da yeniden ortaya çıktılar.

5. Witchetty grub

Ülkemizde Avustralya mutfağı ile ilgili pek bir şey bilinmiyor ve bilinse de bu genelde Avustralya yerlilerinin mutfağı ile sınırı olan oluyor. Bu yerliler, binlerce sene ana karadan uzakta ve tehlikeli hayvanlar ile dolu Avustralya’da tek başına yaşadılar.

Peki eski vakit insanoğlu ölümcül yılanlar, örümcekler ve baskıcı hava koşullarıyla uğraşırken hangi yiyecekleri yiyorlardı? Larva!

Bu şişman, ufak kurtçuklar aslında birtakım güve ve böcek türleri de dahil olmak suretiyle çoğu böceğin larva formu olabilir. Bu larvadan günde 10 adet yiyecek bir yetişkinin günlük protein ihtiyacını karşılıyordu. 

Bazıları, larvaların iyi mi hazırlandıklarına bağlı olarak tavuk, badem ya da yer fıstığı gibi bir tada haiz bulunduğunu söylüyorlar. Diğerleri ise tadının iğrenç  bulunduğunu söylüyorlar.

6. Kızartılmış akçaağaç yaprakları

Akçaağacı Kanada kökenli bir nebat olsa dahi listemizdeki sıradaki yiyecek Kanada kökenli bir yiyecek değildir. Günümüzden büyük ihtimalle bin üç yüz sene öncesine dayanan geleneksel bir Japon yemeğidir.

Bu yemekte, yazın yeşil tonlarından sonbaharın kırmızı rengine doğru yolculuğunda olan sarı ve henüz ağaçtan düşmemiş yaprakları kullanırlar. Yapraklar ilkin dövülür ve sonra kızartılır. Hafif tatlı ve tuzlu bir tada sahiptir.

7. Poska

Antik Yunan ve Roma’da, susamış olsaydınız bir poskaya ulaşmak kulağınıza cazip gelebilirdi. 

Bu meşrubat aromasında değişik otlar ve baharatlar içeriyordu. Bu kulağa güzel geliyor fakat bunun yanı sıra ekşi şarap ya da yalnızca suyla seyreltilmiş sirke şeklinde de kullanılıyordu. Yani aslında ekşi su da diyebiliriz.

8. Domuz rahmi

Bazı mutfaklar, doğranan bir hayvanın bütün kısımlarını kullanmasıyla bilinir. Örneğin her ne kadar Türk mutfağında düzgüsel olsa dahi Batı mutfağında beyin, ayak ve organ eti gibi şeyler genelde güzel karşılanmıyor. Eski Romalılar domuz rahmini yemelerinden anlaşılacağı gibi, yemeklerinde açıkça daha maceracıydılar.

Tarifi deneyen günümüz insanlarının ise bilhassa koku ile ilgili söyleyecek pek güzel şeyleri yok.

9. Hasta hayvan etleri

Viktorya döneminde yoksul ve işçi sınıfındaki bir insan olsaydınız, et bulmak sizin için olduça zor olurdu. En azından iyi bir et bulmak. 

Hasta hayvan eti, ölmüş bir hayvandan alınan koyundan ineğe, domuz etine kadar rastgele bir et olabilir. Bu hayvan katledilmekten ziyade büyük ihtimalle çoktan bir hastalıktan ölmüş oluyordu. Yani hayvan kalp krizi geçirdiyse, bir ihtimal et iyiydi. Fakat bulaşıcı bir hastalığı var ise sizi de öldürebiliyordu.

10. Pozole

Pozole, olabildiğince tanınmış olan fakat çok uğursuz kökenlere haiz bir Meksika çorbasıdır. Bu çorba “tlacatlaolli’ isimli bir yemekten gelmiştir ve adı‘‘Erkek Kabuklu Mısır” anlamına gelir.

Bu seyrek yiyecek bir zamanlar Meksika’daki Sömürge öncesi Tenochtitlan derneği’nin mühim topluluğuna özeldi. Modern pozole domuz eti ve öteki etlerle yapılır. Peki ya antik versiyonunda kullanılan et neydi? İnsan eti.

11. Gerçek Mısır mumyaları

Akşam kabuslar görmenizi sağlayacak bu düşünce ise Viktorya dönemindeki insanoğlu için olabildiğince normaldi. Bu dönemde varlıklı ve seçkin bir kitle reel Mısır mumyalarını yerdi.

Mumya yeme pratiği 16.yüzyıla kadar uzanır. Mumyanın kafatası parçalarının baş ağrılarını tedavi edebileceğine ve toz haline getirilip yutulan bir mumyanın iç kanamayı tedavi edebileceğine inanılır.

12. Ceset yemek

Yamyamlık, tarihteki aşağı yukarı her toplumun ve kültürün en büyük yasaklarından biridir. Buna rağmen, birtakım kültürler ölüleri yemeyi bir yasak olarak görmez. Özellikle Papua Yeni Gine’de bulunan kabilelerden bazıları ölüleri yerdi.

Diğer kültürlerin çoğu için bu, düpedüz ürkütücü olsa da kabilelerin bakış açısına göre bu, aşkın nihai eylemiydi zira ölülerini toprağa gömselerdi çürür ve böcekler tarafınca yenilirlerdi. Durum bu şekilde olunca kendi ölülerini yiyerek onları bu kaderden kurtarıyor ve aslında onlarla bir oluyorlardı.

13. Toprak

Toprak yeme eylemine jeofaji denir. Genellikle bunu yapan çocuklar ya da sebzelerini iyi yıkamamış yetişkinlerdir, fakat Yerli Amerikalılar, Güney Amerikalılar ve Afrikalılar da dahil olmak suretiyle muhtelif eski kültürlerde toprağın yendiğini biliyor muydunuz? Bu kültürlerde cilt ve ruhani sıhhat gibi muhtelif nedenlerle toprak yenebilir. 

Sonuçta yararı toprağında, değil mi?

14. Siyah çorba

300 Spartalı filmi vasıtası ile herkes Spartalıların gelmiş geçmiş en sert insanoğlu olduğu fikrinde hemfikiriz. Peki ya bu yalnızca bir kurgudan mı ibaret? Spartalıların siyah çorbasına bir göz atalım.

Bu yiyecek kan, domuz bacağı, sirke ve tuzdan yapılırdı. Korkutucu bölümü ise sirkenin kanın pıhtılaşmasını engellemesiydi. Yani aslında tuzlu ve sirkeli domuz kanında domuz eti yediğiniz bir çorba!

15. Çekirge

Esas olarak İncil vebası olarak malum çekirgeler aslında iyi ve ucuz bir protein kaynağıdır. Eski Yunanlılar ise bir şeyler atıştırmak istediklerin de tam anlamıyla bundan yararlandılar.

Ayrıca, birtakım Asya ülkelerindeki menülerde hala çekirge bulabilirsiniz, fakat eski vakit bile ekmek, zeytin ve deniz ürünlerinin bolca olduğu Yunanistan’da yenmiş olması birazcık daha şaşırtıcı.