27. ay: Sebep faiz, sonuç enflasyon rüyasına yatırıldık

Kaybeden gariban oldu, kaybeden işçi oldu, kaybeden emekli oldu, kaybeden ziraatçi oldu, kaybeden dar gelirli oldu, kaybeden iş arayan oldu, kaybeden talebe oldu, kaybeden ufak esnaf oldu. Yani toplumun geliri düşük olan ya da asla olmayan kesiminin hepsi istisnasız kaybetti, kimi işini kaybetti. Kimi tarlasını ekemedi, zar zor, borç harç ekebildiyse, gübre atamadı, deva atamadı, neticesinde verim olmadı.

Kimi okulunu bıraktı ya da dondurdu, aleni lise modası ile eğitiminden oldu, kimi kirasını ödeyemedi, kimi mecburi gıdasını temin edemedi, kimi mecburi ve insani kullanım olan elektrik, su, doğalgazını ödeyemedi, kimi dükkanına kilit vurmak zorunda kaldı, batkı etti ekmek kapısını kaybetti. Ayakta kalmaya çalışan işletmeler ise dişinden, tırnağından artırarak fena günler için saklamış olduğu birikimlerini, malını, mülkünü sattı, altınını bozdurdu, çoğu büyüklü, küçüklü işletmeler de krizden kurtulmanın yolunu işçisini çıkararak çözmeye çalıştı.

Peki, kimler kazandı? Dünyanın asla bir yerinde olmayan yalnızca ülkemize özgü Kur Korumalı Mevduat icadı ile bir avuç bankada parası olan kazandı. Kur artışı ve faizden hem de çifter, çifter kazandılar, borsadaki havadan para koklayanlar kazandı. Bankalar hasılatına hasılat ekledi (Kamu bankaları hariç). 3-5 yerden sizin, bizim, hepimizin kesesinden kamuda ücretsiz yüksek yüksek bedavadan huzur hakkı alarak parasına para katan, ülkemize asla hayırlı bir şey katmayan hususi ayrıcalıklı atanmışlar kazandı. Maliyetin kat be katını yerli ve ulusal Türk mahkemelerinden değil de İngiltere Londra mahkemelerinden garantili köprü, hastane, havaalanı, demiryolu yapan ve ödemelerini dövize endeksli alan bir elin parmakları kadar müteahhitler kazandı.

Kısacası azca kazanan çoğunluk kaybetti, oldukça kazanan hasılatını katmerli hale getirdi. Bir direnme uğruna, yeryüzünde olmayan bir iktisat uygulaması ile ülkemiz gözlem tahtasına yatırılarak denendi ve tutmadı. Tutmadığı gibi sonuçta ekonomimizi nereye taşıdı derseniz bir milim kayma yapmadan tam başladığımız noktaya, eksi rezervle final yaparak geri getirdi.

Yani kasamızda ne var ise o da gitti, yandık, kül olduk. Kasa eksilerin de eksikleriyle kapandı. Çözüm ne oldu? ZAM, ZAM! Nefes almak hariç her şeye yüklüce ZAM Allah, ZAM! Böyle iktisat bilgisine şapka çıkartılır vallahi, hem de üniversiteler onlarca tedris üyesi görevlendirerek fasikül, fasikül Tezler yazmalı bu garip iktisat doktrinine mutlaka.

Battık, tek kişinin hırsı uğruna batırıldık. Allah sonumuzu hayreylesin. Uçmayı beklerken tam zeminin yedi kat değil, 70 kat dibine, en altına tepe üzeri gömüldük. Daha beterinden korusun diyemiyoruz. Daha beteri, yani beterin beteri buydu yaşadık.

Büyük geçmişler olsun rüya hepimize, geleceğimize, ülkemize oldukça çok pahalıya patladı sınırlarımız içerisinde yaşayan küçükten, büyüğe her yaştan vatandaşımıza gözlerimizde her şeye düzden baka(n)mayan zavallının dediği ışıltı değil, ışık kalmadı ve Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osmanlı, Uyanış Selçuklu’dan başımızı tam kaldırmıştık ki soyulmuş, soğan gibi kızgın yağda iyice kavrulmuş, bitmiş, tükenmiş ekonomiye güzel “geldiniz, günaydın” dediler.

İngiltere ve Amerika’dan ithal edilen yeni, görülmemiş ekonomimizin cehennem zombileri; maydanozdan deterjana, çanaktan, çömleğe, simitten çaya, kaşıktan kepçeye, vitrinde izlediğimiz etten, çocuklarımıza içeremediğimiz süte her saat başı meydana getirilen yeni moda tabirimizle fiyat yenilenmesi (Zamcıklarla)ile geldiler. Sıfırdık kocaman, kocaman sıfır olduk, hayırlı ve uğurlu olsun. Yüksek iktisat bilgisizlikleri bitiş, tükeniş rekorlarına imza atan, bu sonu dokunaklı ve hüsran dolu.

Ekonomik krizi yaşamamızın kaçınılmazlığının rüya filmini çekerek ülkemize uygulayan, uydurma, rakamlarla oynayarak, tüm toplumu aldatan, gözbağcı gösterilerle bir de üstüne alkış alan; hususi olarak seçilen iktisat bilgisi sıfır bile olmayan, ekonomiyi tersten okuyarak yok iktisat sanan kımıldayışı bile buyruk telakki eden görevlendirilmişlere, bu detayları sıfır olanların vazife almalarına onay vererek iyice fakirleşmemize neden olanlara, bu hepimizi batıran hazirunu meydanlarda avuçları patlayıncaya kadar alkışlayarak her vakit beslenme sıkıntısı halde, herkesi batıran ekonominin (E )harfini (K ) diye okuyanlara yol verenlere, bağrına basar dolusu selamlar, afiyet içerisinde yaşasınlar.

Millet Bahçelerinde aç karna yuvarlana yuvarlana ömürlerini şak-şakla tüketsinler…!