Amasra’da iddialar ve yanıt bekleyen sorular
Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) ait Bartın’ın Amasra ilçesindeki ocakta 41 madencinin ölümüne yol açan patlamanın üstünden 11 gün geçti. Ancak madencilerin hayatına mal olan patlamanın nedeni, sorumluların kim olduğu, madenin yöntem şartları ile alakalı hemen hemen net bir malumat kamuoyuyla paylaşılmadı.
Patlamayla alakalı adli tahkîkat devam ederken DW Türkçe, patlamayla alakalı iddiaları ve cevap bekleyen soruları mercek dibine aldı.
Elektrikçiye müdahale ettirildiği iddiası
Amasra’daki maden ocağında yaşanmış olan grizu patlamasının sebebi olarak iki iddia öne çıkıyor.
İddialardan ilki, madendeki sensörlerin kestiği elektriğe dışarıdan müdahale ettirildiği yönünde. Bu iddiaya göre, yarı mekanize olan ocak içerisinde metan gazı seviyesi kritik noktaya ulaştı ve erken uyarı sistemi rolü yapan sensörler devreye girdi. Sensörlerin devreye girmesiyle madenin içerisindeki elektrik kesildi. Bu kesintiyle beraber ocaktaki üretim durdu. Ancak madendeki amirler elektrikçileri görevlendirerek mekanik ve elektronik teçhizatın çalıştırılması için direktif verdi.
Yarı mekanize olan ocak içerisindeki sensörlerin devreye girmesi ve elektriğin kesilmesinin sonrasında Amasra Taşkömürü İşletmesi’nde (ATİM) amir pozisyonunda olan biri ya da birilerinin talimatıyla, elektrikçi personel madene indi. Trafodan meydana getirilen müdahale sebebiyle madende patlama yaşandı.
“Eski üretim alanında metan gazı birikti” iddiası
Bir öbür iddia ise madenin içerisindeki eski bir imalat alanında biriken gazın patlamaya yol açtığı yönünde. İddiaya göre madenin içerisindeki -310 kotunda bulunan eski imalat alanı bir süredir kullanılmıyordu. DW Türkçe’nin işçilerden edinmiş olduğu bilgiye göre, bu imalat alanı aşağı yukarı iki senedir erken uyarı sistemi rolü yapan sensörler bulunmuyordu. Yani burada metan gazı birikmesi ihtimali hesaplanmadı ve sensör konulmadı. Kritik seviyeye ulaşan metan gazı grizu patlamasına niçin oldu.
Madendeki patlamayla alakalı en önemli iki iddiada da dikkatsizliği bulunan kişilerin ATİM’deki idare edici ve amirlerin olduğu öne sürülüyor.
Neden gözaltı ve şüpheli ifadesi yok?
Kazayla alakalı olarak cevap bekleyen soruların başlangıcında da 11 gün geçmesine karşın niçin asla kimsenin gözaltına alınmadığı ya da şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulmadığı geliyor.
Soruşturmayı yürüten savcılık, hemen hemen şüphelileri hemen hemen anlatım almaya çağırmadı. Olası şüphelilerin maden sahasına girişlerine yönelik bir yasak da hemen hemen yok. Patlamadan sonra Soma, Ermenek gibi maden kazalarına yönelik davalardan deneyimli olan Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatlar, kanıt karartılması ihtimaline mukamele ATİM yöneticileri ve amirlerinin maden sahasına girmemesini istek etmişti. Ancak savcılık bu öğrenci rastgele bir cevap vermedi.

Fotoğraf: Can Bursalı/DW
Evrak ve dijitallere niçin minimum 80 saat sonra el konuldu?
Sensör kayıtları, işletme defterleri, tutanaklar gibi evrak ve dijital verilere niçin minimum 80 saat sonra el konulduğu sorusu da merak uyandırıyor.
14 Ekim’de saat 18.15 sularında madende gerçekleştirilen patlamayla alakalı kanıt niteliği taşıyan bütün evrak ve dijital verilere Amasra Sulh Ceza Hakimliği tarafınca 18 Ekim Salı günü el konuldu. Aradan geçen minimum 80 saatlik süre içinde, madenin işletme binasında bulunan bu evrak ve dijital veriler, ihtimaller içerisinde şüpheli olan idare edici ve amirlerin erişimine açıktı.
Bu durum, ilerleyen süreçte veriler üstünde tahrifat yapılıp yapılmadığı yönünde bir inceleme yapılmasını gerektirebilir.
Savcı, müdür ve daire başkanıyla ne görüştü?
Savcılığın niçin TTK Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir ile TTK İş Sağlığı, Güvenliği ve Eğitim Daire Başkanı Faik Ahmet Sarıalioğlu ile görüştüğü sorusu da cevap bekliyor.
Özdemir ve Sarıalioğlu, 24 Ekim’de TTK’ya ait araçla Amasra Adliyesi’ne giderek 10 dakikalık bir müzakere yaptı. Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatlara göre, ihtimaller içerisinde şüpheliler arasında bulunan iki isimle alakalı görüşme, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. ve 148. maddeleri açısından sorunlu. Hukukçular, dosyanın ihtimaller içerisinde şüphelisi olan iki isimle müzakere yapmasının yasalarda yeri olmadığına dikkat çekiyor.
Bartın’da ölen madencilerin aileleri anlatıyor
To view this video please enable JavaScript, and consider upgrading to a internet browser that supports HTML5 video
Havalandırma modernizasyonu niçin zamanında yapılmadı?
Yanıt bekleyen bir öbür soru ise madendeki havalandırmanın metanlı sahalar için makul olup olmadığına yönelik.
Madenin içerisindeki metan gazı da dahil olmak suretiyle bütün pis havayı tahliyesi ve pak hava girişi, aspiratörler tarafınca yapılıyor. Ancak madende 2018 yılından bu yana planlanan havalandırma sistemindeki modernizasyon tamamlanmadığı anlaşılmıştı.
TTK raporlarına göre aspiratörlerin yenilenmesi için 2018’den beri bütçe ayrıldı, fakat ihale 2021 senesinde yapıldı. TTK’nın 2021 raporunda aspiratörlerin modernizasyonu için 2 milyon lira bütçe ayrılmış olduğu bilgisi yer alıyor. Modernizasyonla alakalı ihale ise patlamadan bir sene önce, 18 Ekim 2021’de yapıldı. Bu ihaleyi Ankara merkezli Alfer Mühendislik isimli firma kazandı. Şirket yetkilileri, DW Türkçe’ye yaptıkları açıklamada aspiratörler için lüzumlu ölçümlerin yapıldığını, üretimlerin sürdüğünü, fakat kurulumunun hemen hemen yapılmadığını söylemişti.
ATEX sertifikalı mamüller kullanılmadı mı?
Madende kullanılan elektrikli teçhizatların bütününün alev yürütmez (Exproof) nitelikte olup olmadığı da cevabı aranan bir öbür soru.
Patlayıcı ve parlayıcı özelliği olan ürünlerde alev yürütmez özellikli elektrik teçhizatının kullanılması gerekiyor. Bu teçhizatların, ATEX Sertifikası (Patlayıcı Atmosfer) alan ürünlerden seçilmesi gerekiyor.
Sayıştay’ın ATİM’le alakalı bulgulara yer verdiği 2018 raporunda madendeki elektrik teçhizatı ATEX sertifikasına haiz olmadığı belirtiliyor. Hatta bu nedenden dolayı ATİM’e yönetimsel para cezası uygulanıyor.