Geri Gönderme Merkezlerinde Çalışan Kamu Personeli Haklarına Dikkat Çekti

Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu (HAKSEN) Genel Başkanı Ayhan Çivi, geri gönderme merkezlerinde çalışan amme personelinin yiyecek ve izin gibi haklarını kullanmakta sorun yaşadıklarını, yasal düzenleme olmadığı için yabancıların sözlü ve fiili taciz ve saldırılarına maruz kaldıklarını savundu. Çivi, “Özellikle 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu’na göre vazife yapan emniyet personeli, büyük oranda bu yabancılarla mesaileri süresince muhatap olmakta ve bu yabancılarla alakalı rastgele bir yaptırım uygulanmaması sebebiyle yabancıların sözlü ve fiili saldırılarına, tacizlerine maruz kalmaktalar” dedi.

HAKSEN Genel Başkanı Ayhan Çivi, Göç İdaresi içeriğinde çalışan emniyet ve koruma personellerinin lüzumlu yasal düzenleme olmadığı için hak yitirilmesine uğradığını söyledi. Yabancıların uyması ihtiyaç duyulan kurallar ve yaptırımıyla alakalı olarak Göç İdaresi tarafınca kesinlikle bir yasal düzenleme yürürlüğe konulması icap ettiğini anlatım eden Çivi, personelin eksikliği sebebiyle senelik ve yönetimsel izinlerin kullanılmasında ciddi engellemeler yaşandığını söyledi.

“YABANCILARIN İDARİ GÖZETİMDE İKEN UYMASI GEREKEN KURALLARLA İLGİLİ BİR MEVZUAT YOK”

Ayhan Çivi, bugün yapmış olduğu açıklamada şunları söyledi:

“Bugün kamuoyunun bilmediği fakat çalışanları mağdur eden bir hususu paylaşmak istiyorum. Ülkemizde kalış hakkı bulunmayan ve ülkelerine geri gönderilecek olan yabancılardan, haklarında yönetimsel nezaret hakkı bulunanlar Göç İdaresi bünyesindeki geri gönderme merkezlerinde tutulmaktadır. Söz mevzusu yabancıların hakları gerek internasyonal gerekse milli mevzuatımızda belirlenmiş olup, yönetimsel nezarette bulundukları müddette uyulması ihtiyaç duyulan kurallarla alakalı rastgele bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu vaziyet geri gönderme merkezlerinde vazife yapan çalışanlar açısından ciddi mağduriyetler yaratmaktadır. Özellikle 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu’na göre vazife yapan emniyet personeli, büyük oranda bu yabancılarla mesaileri süresince muhatap olmakta ve bu yabancılarla alakalı rastgele bir yaptırım uygulanmaması sebebiyle yabancıların sözlü ve fiili saldırılarına, tacizlerine maruz kalmaktalar. Buna karşı da bir reaksiyon oluştuğunda, personel ile alakalı yönetimsel tahkîkat yapılmakta ve personel bu anlamda kendisini ciddi baskı altında hissetmektedir.  Dolayısıyla bu yabancıların uyması ihtiyaç duyulan kurallar ve yaptırımıyla alakalı olarak Göç İdaresi tarafınca kesinlikle bir yasal düzenleme yürürlüğe konulmalıdır.

“PERSONELİN NE ZAMAN İZİN YAPACAĞINA İDARECİLER KARAR VERİYOR”

Diğer taraftan, bu geri gönderme merkezlerindeki sıhhat hizmetleri ve deva dağıtımı gene bu emniyet görevlileri tarafınca yapılmakta. Bu da onlar açısından görevleri olmadığı halde ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bu geri gönderme merkezlerinde vazife yapan koruma ve emniyet görevlileri 12-36 saat esasına göre çalışıyorlar. ve bundan kaynaklı olarak fazla mesaileri oluşuyor. Ancak rastgele bir yönetimsel izin verilmiyor. Nöbetteki personele bedava yiyecek verilmesi gerekirken, yiyecek verilmiyor Bununla birlikte, senelik izinler ve yönetimsel izinlerin kullanılmasında, personel yetersizliği yüzünden ciddi engellemeler var. Sonuçta izin bir anayasal haktır ve personelin bir ihtiyacıdır. Ancak ne vakit kullanılacağına personelden daha fazla yönetim karar veriyor. Bu da personelin moral ve motivasyonunun, verimliliğinin düşmesine niçin oluyor.

“KEYFİ KARARIYLA KAMU GÖREVLİSİNİN BAŞINA AMİR OLARAK ATANIYOR”

Bizim talebimiz ilk önce personel eksikliğinin giderilmesi ve bu emniyet görevlisi arkadaşlarımızın bu hakları huzurlu bir halde kullanacakları bir ortamın sağlanmasıdır. Ayrıca 4B işçi statüsündeki koruma görevlileri, amme personeli olan emniyet görevlilerinin başına amir olarak atanıyor. Bu amir olarak atanma mevzusu için belirlenmiş bir usul ve ölçüt bulunmuyor. Bu da tamamiyle idarenin keyfiyetinde bir vaziyet olarak duruyor. Biz bu arkadaşlarımızın problemlerini biliyoruz. Bu hususta Göç İdaresi Başkanlığı’na yazılı başvurumuzu yaptık. ve lüzumlu görüşmeleri de yapıyoruz. Arkadaşlarımızın içi huzurlu olsun.”