Türkiye pestisit kalıntısında AB’de ilk sırada

Pelin Ünker

Pestisitlerin kullanım amacı, böcek gibi nebat zararlılarını ya da yabani otları önlemek, yok etmek, püskürtmek ya da azaltmak.

Ancak bu kimyasal maddeler hedef zararlıya seçicilik göstermediği için hedef dışındaki canlılara da zarar verebiliyor. Bu nedenle emniyet testlerinden geçen pestisitler bile akademik literatürde oldukça tartışmalı.

Bir pestisit için muhtelif sıhhat zararlarına yol açtığına dair kanıtlar biriktikçe kullanımına sınırlama ya da yasaklama getiriliyor. Ancak bir pestisite yasaklama getirilmesi o pestisitin gıda sisteminden çıkmış olduğu anlamına gelmiyor.

Yasaklı pestisitler ihracatla ortaya çıkıyor

Avrupa Birliği (AB) mevzuatına göre yasaklanan pestisit türlerinin Türkiye’de kullanması halen yaygın. Bu vaziyet genelde AB’ye ihraç edilen ürünlerde meydana getirilen tespitlerde ortaya çıkıyor.

AB Komisyonu, gıda ve yemlerde meydana getirilen kontroller sırasında belirleme edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üstünden her insanın erişimine aleni olacak şekilde bildiriyor. Komisyona bağlı Alarm ve Dayanışma Ağı (ACN) ise RASFF portalındaki bildirimlerin de dahil olduğu yıllık rapor eder yayınlanıyor.

2022 yılına ait tutanağa göre pestisit başta olmak suretiyle ziraat zehiri kalıntılarının bulunmasıyla alakalı olarak maksimum bildirim meydana getirilen menşe ülke Türkiye. Buna göre Türkiye kaynaklı mamüller için toplamda 557 bildirim yapıldı. Türkiye’yi 299 bildirimle Hindistan izledi. Türkiye, 2021’de de 405’i pestisit olmak suretiyle toplamda 613 bildirimle listede ilk başta yer almıştı.

En oldukça Türkiye’den gelen meyve sebzede var

Geçen sene ise Türkiye menşeili 430 parti ürün pestisit kalıntısı sebebiyle RASSF’ye bildirildi. 2022’de pestisit bildirimi meydana getirilen meyve ve sebzeler içinde biber ve narenciyenin yanı sıra üzüm, asma yaprağı, patlıcan, kabak, domates, karpuz ve armut bulunuyor.

Gıdalardaki pestisit kalıntılarına dair olarak maksimum bildirim meydana getirilen ürün kategorisi 594 bildirimle meyve ve sebze olurken bunun yarısından fazlasını 299 bildirimle Türkiye’den gelen meyve sebzeler oluşturuyor. Tespit edilen en yaygın pestisitler ise klorpirifos (251), etilen oksit ve 2-kloroetanol (186) ile klorpirifos metil (142).

Klorpirifos, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi tarafınca 2016’da yasaklanmış, aynı karar Türkiye’de de eş zamanlı olarak alınmıştı. Buna karşın ihraç edilen ürünlerde bu maddelerin bulunması yasaklı olan pestisitlerin de hâlâ sofralarımıza girebildiğini gösteriyor.

Aflatoksin de belirleme edildi

ACN tutanağına göre Türkiye menşeli ballar da yüzde 93 ile en yüksek şüpheli numune oranına haiz oldu. Türkiye’den gelen 39 parti tohum, kabuklu yemiş ve türevi ürünlerde ise aflatoksin belirleme edildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın web sitesinde bulunan bilgilere göre toksik bir madde olan aflatoksin, gıda ve yemlerde en mühim bulaşanlardan biri olarak kabul ediliyor ve gıda güvenliği açısından mühim bir tehlike oluşturuyor. Aflatoksinlerin yüksek dozlarda tüketildiğinde zehir tesiri gösterdiğine işaret eden Bakanlık, tüketicilerin korunması amacıyla ithalat, ihracat ve rutin kontroller sırasında numuneler alınarak laboratuvar analizlerinin yapıldığını, zararlı olabilecek oranda aflatoksin içeren gıda ve yemlerin tüketime sunulmadığını belirtiyor.

Türkiye, Avrupa’daki ziraat zehiri bildirimlerinde ilk başta gelirken Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Türkiye genelinde geçen yıla ait pestisit kullanım miktarlarını yayımladı.

Yıllık 55 bin tonu aştı

Resmi verilere göre Türkiye’de 2013’te 39 bin 440 ton olan pestisit kullanması 2015’ten sonrasında keskin bir artış göstererek 2020 ve 2021 yıllarında 53 bin, geçen sene ise 55 bin ton seviyelerine ulaştı.

1980’lerde ise bu sayı 7-8 bin ton civarındaydı.

Pestisitlerin yarısı 10 ilde

Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre 2022 senesinde pestisitin maksimum kullanıldığı il 4 bin 272 tonla Antalya oldu. Bu ili 4 bin 213 tonla Manisa, 3 bin 985 tonla Mersin, 3 bin 276 tonla Adana ve 2 bin 280 tonla Malatya izledi.

Resmi verilere göre Türkiye’nin 10 ilindeki pestisit kullanım miktarı 28 bin 136 tonu bulurken bu sayı Türkiye genelinde kullanılan pestisitin neredeyse yarısına muadil geliyor.

Öte taraftan Tarım Bakanlığı bu hesaplamayı yaparken total pestisit miktarını Türkiye’deki tarımsal alana bölüyor. Bakanlık 10 sene öncesine kadar ilçe ve lokasyon bazında sayıları yayınlarken bu bilgiler artık kamuoyuyla paylaşılmıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’na göre Türkiye’de maksimum kullanılan pestisit türleri ise fungisit (yüzde 35), herbisit (yüzde26), insektisit (yüzde 22) ve akarisit (yüzde 4) olarak sıralanıyor.

Kullanılan pestisitlerin geçmiş olduğu emniyet testleri ve bir zararının olmadığına yönelik iddialar ise akademik literatürde oldukça tartışmalı. Bir herbisit olan glifosat Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’na göre ‘Grup 2A kanserojen’ fakat Türkiye kullanması halen devam ediyor.

Pestisitler atılmış olduğu ortamda kalmıyor. Atmosfere karışıyor. Toprak su içinde akışkan olduğundan diğer ortamlara geçiş yapıyor, gıdalarda artık bırakıyor.

DW Türkçe’ye konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Üyesi Dr. Ahmet Soysal pestisitlerin akut ve süreğen tesirleri olduğuna işaret ediyor.

Sağlık tesirleri neler?

Akut etkilerin tatbik yanlışları yüzünden pestisitleri tarımsal alanda uygulayanlar ve çevresindeki insanoğlu üstünde görülebileceğini belirten Soysal, “Uygulama sırasında koruyucu araç-gereç kullanılmazsa ya da dozu oldukça fazla atarlarsa akut tablo ortaya çıkar.

Bu akut tabloda teneffüs sisteminde, bronşlarda ifraz artışı, bronkospazm, teneffüs zorluğu, mide bağırsak sisteminde bulantı, kusma, karın ağrısı, pankreatit, kardiyovasküler sistemde kalbin giderek yavaşlaması, hipotansiyon ve aritmiler ortaya çıkar. Ölüme kadar gider. Bütün bunlara nörolojik etkisinde bırakır de eklenebilir” diyor.

Soysal, pestisitlerin sosyal yönden esas mühim sıhhat tesirinin süreğen etkisinde bırakır olduğuna dikkat çekiyor.

Ağız hazım yoluyla bulaşıyor

Soysal, tüketilen meyve ve sebzeler ya da tatbik yanlışları sebebiyle içilen sulardan alınan pestisitlerin süreğen etkilere yol açtığına işaret ediyor. Türkiye’de pestisitler kullanıldıktan oldukça kısa süre sonrasında hasat yapıldığı için bizzat o pestisitlerin kullanıldığı gıda maddeleri ile insanlara ağız hazım yoluyla bulaşabildiğini dile getiren Soysal, “Pestisitler insan bedenine alındıktan sonrasında yağ dokuda, böbreklerde ve karaciğerde birikince tesiri vardır ve insan vücudundan atılamaz” diyor. Pestisitlerin belli bir düzeyi geçtikten sonrasında sıhhat problemlerine niçin olduğunu anlatım eden Soysal, bu sıhhat sorunlarının başlangıcında kanserlerin ve doğumsal anomalilere yol açan etkilerin geldiğine dikkat çekiyor.