Diyanet’e göre salyangoz yenir mi, yenmez mi?
Sosyal medyayı ikiye bölen sahneler günlerdir konuşuluyor. Bazı vatandaşlar salyangozun faydalarını sıralarken birtakım vatandaşlar İslamiyet’e göre haram bulunduğunu savunuyorlar. Peki, Salyangoz yemek haram mı, günah mı, caiz mi? İşte bu sual şu an maksimum araştırılan konuların başlangıcında geliyor. Bu yazımızda Diyanet’e göre salyangoz yenir mi, yenmez mi? Salyangoz yemenin yararları ve zararları nelerdir? Kuşadası salyangoz nedir? Sorularına yanıt aradık. İşte detaylar…
DİYANET’E GÖRE SALYANGOZ YENİR Mİ, YENMEZ Mİ?
İslam dinine göre insan, öteki varlıklardan birtakım açılardan farklı, maddi ve manevî özellikleri olan mükerrem bir varlıktır. Aslı su ve topraktan olan insana Yüce Allah “ruhum” söylediği mevcudiyet ilkesinden üflemiş, ona “isimlerin tamamını” öğreterek varlığı kavrama ve bu yönüyle madden ve manen terakki etme imkânı vermiştir. Dünya yaşamı adamın maddî ve manevi terakkisini gerçekleştirebileceği ya da bunların aksini yaşayacağı bir sınav alanıdır. Burada iyilik ve kötülüklerle yararlı ile zararlı olan şeyler, sınav imkânı için bir arada yaratılmıştır. Allah insanı dünyada başıboş bırakmamış, ona doğru yolu yayınlayan hidayet rehberi kitaplar ve yaşantılarıyla misal olan peygamberler göndermiştir.
Allah Teâlâ’nın İslâm ile insana öğrettiği esaslardan biri de, adamın dünyevî ya da uhrevî açıdan yararlı olan şeylere yönelmesi ve zararlı olan şeylerden de kaçınmasıdır. Bu nedenle İslâm dini, insana maddî ya da manevî yönden zarar verecek olan şeyleri yasaklamış ve yararlı olanları da helâl kılmıştır. Bu bağlamda, yemek ve içeceklerin prensip olarak helal olduğu belirtilirken azca bir miktarının yasaklanması, adamın gövde ve ruh sağlığının korunması amacına matuftur.
DİYANET’E GÖRE SALYANGOZ HARAM MI, HELAL Mİ?
Bu konuda Kur’ân-ı Kerîm’de, genel hükmü anlatım edecek şekilde, insanoğlu şu şekilde uyarılmaktadır:
- “Ey insanlar, yeryüzünde bulunan helal ve pak olan şeylerden yiyin ve şeytanın işlerini/adımlarını takip etmeyin…” (Bakara Sûresi, 2/168).
- “Ey inanç edenler! Size verdiğimiz rızıkların pak olanlarından yiyin ve yalnızca ona kulluk ediyorsanız ona şükredin.” (Bakara Sûresi, 2/172).
- “Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: pak olanlar (tayyibât) size helal kılınmıştır…” (Mâide Sûresi, 5/4)
Âyet-i kerîmeler, adamın yiyeceklerinin kendi nezâhet ve mükerrem bir mevcudiyet olma durumuna makul olarak pak ve nezih yiyecekler olabileceğini bildirmektedir.
Yeryüzündeki nimetleri adamın istifadesine sunan Yüce Allah, yemek olarak haram kılınan hayvanlar hakkında şu şekilde buyurmuştur:
- “Allah size murdar eti (leş), kanı, domuz etini ve Allah’tan başka biri adına kesilmiş olanı haram kıldı…” (Bakara Sûresi, 2/173). Bunun yanısıra En’âm Sûresi’nin 145. âyeti kerimesinde de aynı şeyler, niteliklerine atıfta bulunularak sayılmıştır.
- Bunların yanısıra Kur’ân-ı Kerîm’de deniz avlarının helal kılındığı ilaveten anlatım edilmiştir: “Size ve yolculara geçimlik olmak suretiyle deniz avı ve yiyeceği helal kılındı…” (Mâide Sûresi, 5/96).
- Yukarıdaki açıklamalarının yanısıra Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Peygamber’in helal ve haramları açıklama/bildirme hususundaki rolü hakkında şu şekilde bir anlatım kullanmıştır: “…Peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten sakındırır; gene onlara pak olan şeyleri helal ve kirli olan şeyleri de haram kılar…” (A’râf Sûresi, 7/157).
- Nitekim Hz. Peygamber, yenmesi helal ve haram olan hayvanlar ile alakalı açıklamalar yapmıştır. Yapılan bir rivayette şunlar anlatım edilmektedir: “Resûlullah (s.a.s.) azı dişi bulunan vahşi hayvanların ve pençesiyle avlanan vahşi kuşların etlerinin yenmesini yasaklamıştır.” (Müslim, “Sayd”, 15-16; Ebû Dâvud, “Et’ime”, 32). Bunun yanısıra Hz. Peygamber’in, kirli ve iğrenç olmaları sebebiyle birtakım hayvanların yenmesini yasakladığı da bilinmektedir. (Ebû Dâvud, “Et’ime”, 33-34).

Deniz ürünleri hakkında ise Hz. Peygamber; “Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir” buyurmuştur (Ebû Dâvud, “Tahâret”, 41).
İslam âlimleri, Kur’ân ve hadislerde belirtilen yargı ve ilkeler ışığında hangi hayvanların etinin helâl ya da haram bulunduğunu belirlemeye çalışmışlardır.
Kara ve deniz hayvanları ile alakalı gerek Kur’ân-ı Kerîm gerekse hadis-i şeriflerde -bazıları dışında- tüm türler isim olarak zikredilmediğinden, bu konuda değişik hükümler ortaya çıkmıştır.
Bu bağlamda, tüm âlimlere göre balık türleri helaldir. Balık dışındaki ürünler, Hanefî âlimler tarafınca helal kabul edilmemiştir. Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî alimleri ise Mâide Sûresinin 96. âyetindeki “deniz avı” ifadesinin kapsamlı oluşunu ve Hz. Peygamber’in, “Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir” ifadesine dayanarak, deniz ürünlerinin yenilmesi konusunda olabildiğince geniş bir yaklaşım ortaya koymuşlardır.
Mâlikî ve Hanbelî âlimlere göre, deniz hayvanları prensip olarak helaldir. Ancak timsah gibi vahşi hayvanlar helal değildir.
Şâfiî mezhebinde ise; aslen suda yaşamış olduğu halde karada da yaşayabilen kurbağa, yengeç, kaplumbağa ve su yılanı gibi hayvanlar habis ve zararlı oldukları için helal değildir. Bunların haricinde kalan midye, kalamar, ıstakoz, karides gibi deniz ürünlerinin yenmesi ise helaldir.
Görüldüğü gibi Kur’ân ve Sünnette yenilmeyecek olan hayvanlar ile alakalı bir sıralama verilme yönüne gidilmemiş, domuz gibi adı belirtilerek yasaklananların yanısıra öteki hayvanlar için prensip ve ölçüler konulmakla yetinilmiştir. Bu nedenle yenmesinin haram olduğu konusunda ittifak edilen hayvanlar olabildiğince sınırlıdır. Ayrıca sağlığa zararlı maddelerin tüketilmemesi İslâm’ın genel ilkelerinden kabul edilmiştir. Bunun dışında, ile alakalı aleni yargı bulunmayan maddelerin hükmü konusunda âlimler, yukarıda da belirtildiği gibi, anlaşmazlık etmişlerdir. Aslında bu tür ihtilaflar meselelerin daha iyi anlaşılmasına katkı sunmuş olduğu gibi mükellefler için uygulamada kolaylık da sağlamaktadır. Bu bağlamda âlimlerin çoğuna göre, yukarıda belirtilen şekliyle, deniz ürünlerinin üretimi ve tüketiminin helal olduğu söylenebilir.
Öte taraftan Sorularla İslamiyet sayfasına gelen bir soruya gelen yanıt şu şekildedir: “Balık suretinde olmak şartıyla daima suda yaşayıp karada yaşaması olası olmayan hayvanların hepsi mubahtır. Diğerleri mubah değildir. Binaenaleyh, su aygırı ve deniz aslanı gibi hayvanlar balık suretinde olmadıkları için haramdır. Midye, istiridye, istakoz ve salyangoz da haramdır. Maalesef çoğu kimse aldırış etmeden haram mı, helâl mı sormadan yerler.
Şafiî mezhebine göre yalnız suda yaşayıp karada yaşaması olası olmayan deniz hayvanı balık suretinde olmasa da helâldir. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II/241)”
