CHP’nin kötü bir sabıkası var
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Seçim sonuçlarının kabulü açısından negatif bir sabıkamız yok. Seçim sonuçlarının reddi, hatta ortaya çıkan seçim sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından darbelere, muhtıralara, hüküm ve askeri vesayete yardımcı vermek bakımından CHP’nin fena bir sabıkası var.” dedi.
Çelik, Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının sonrasında basın toplantısı düzenledi.
Muhalefetle alakalı tartışmaların bulunduğunu anlatım eden Çelik, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu devam ederken, muhaliflik ismi altında propaganda merkezi gibi çalışan birtakım odakların karşılarına, “Seçim neticeleri isteğinize göre çıkmazsa bunu kabul edecek misiniz?” sorusunu getirdiklerini anlatım etti.
Çelik, kendisine sorulan bu soruya, “Seçim sonuçlarının kabulü açısından bizim negatif bir sabıkamız yok. Seçim sonuçlarının reddi, hatta ortaya çıkan seçim sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından darbelere yardımcı vermek, muhtıralara yardımcı vermek, hüküm ve askeri vesayete yardımcı vermek bakımından CHP’nin fena bir sabıkası var. Sorunun sorulması ihtiyaç duyulan taraf biz değiliz. Onlardır. Onların bu suali gündeme getirmesi siyasal saçmalıktan ibarettir.” karşılığını verdi
Çelik, “Eminim tüm yurttaşlarımız talep eder bizlere yardımcı versin, talep eder seçim zamanında rakiplerimize yardımcı versin, ‘iyi ki tarzı bu takım kazanamamış’, ‘iyi ki Kılıçdaroğlu kaybetmiş’ noktasına gelmiştir.” dedi.
Diyarbakır annelerinin her vakit gündemlerinde bulunduğunu anlatım eden Çelik, annelerin 1438 gündür evlatlarına kavuşmak için nöbet tuttuğunu söyledi.
Türkiye ve insan hakları ile alakalı rapor gösteren kuruluşların bu mevzuyu gündeme almadığını belirten Çelik, “Ancak gördük ki insan haklarının da bir siyaseti varmış. Bu hususta da seçmece davranılıyormuş. PKK terör örgütünün gerçekleştirdiği insan hakları ihlalleri karşısında bu bürokrasi onlara ‘susmalarını’ ya da bunu ‘görmezden gelmelerini’ tırnak içerisinde emrediyormuş.” ifadelerini kullandı.
Bu aşama duyarsızlığın, insan hakları, Türkiye ve dünya ile alakalı rapor yayınlayanların çifte kalitesini göstermeye devam ettiğini belirten Çelik, Diyarbakır annelerinin evlat mücadelesinin tüm dünyaya misal bulunduğunu kaydetti.
“YIL SONUNDA 60-70 BİN KONUTUN TESLİMİ GERÇEKLEŞECEK”
Depremin öncelikli gündemlerinin başlangıcında bulunduğunu söyleyen Çelik, hangi siyasal etkinlik ve sürecin içerisinde olunursa olsun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, zelzele bölgesinin tekrar olağan yaşam koşullarına döndürülmesi, yaraların sarılması mevzusundaki iradesinin aynı güçle devam ettiğini ve partinin de bu irade kapsamında faaliyetlerini sürdürmeye, zelzele bölgesini takip etmeye devam ettiğini vurguladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca şimdiye kadar 2 milyon 333 bin 672 binada araştırma ve hasar belirleme çalışmaları yapıldığını aktaran Çelik, yaşamın normale dönmesi, temellerinin atılması, evlerin yapılması, evlerin zamanında yetiştirilmesi açısından bu faaliyetlerin yürütüldüğünü anlattı.
TOKİ ve Emlak Konut’un çalışmalarını yürütmeye devam ettiğini belirten Çelik, “131 bin 51 konutun ihalesi yapıldı. Yıl sonunda inşallah 60-70 bin konutun teslimi gerçekleşecek. Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli kapsamında Türkiye’nin tüm afetlere karşı korunaklı bir yapıya bürünmesi bakımından bu süreç hassasiyetle takip edilmektedir.” dedi.
TERÖRLE MÜCADELE
Terörle savaşım konusunda, Türkiye’nin etrafındaki coğrafyada birden fazla değişkenin hızlıca gündemlerine girdiğini anlatım eden Çelik, coğrafyayı istikrarsızlaştırarak bunun üzerinden, Türkiye üstünden negatif etkisinde bırakır üretmek için birtakım siyasetlerin yürütüldüğüne dikkat çekti.
Ömer Çelik, şu şekilde konuştu:
“Bu terör örgütlerinin yalnızca terörizm ismi altında bağımsız etkinlik yürütmediğini, bu siyasal çerçeveler ve bu siyasal denklemler kapsamında maalesef belli devletler tarafınca da desteklenerek, belli odaklar tarafınca da desteklenerek bunların kurgulandığını görüyoruz.”
Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatıyla, bu terör hedeflerinin ve teröristlerin bertaraf edilmesi anlamında bir çabalama yürütüldüğünü söyleyen Çelik, çalışmanın yalnızca bununla sınırı olan olmadığını vurguladı.
“Bunların arkasındaki siyasal denklemlerin, bölgemize daha fazla acı, daha fazla gözyaşı getirmeye çalışan, bölgemizde yeni bir akım türedi devletçikler oluşturarak, yöresel istikrarı yok etmeye çalışan bu siyasal arayışların, bu siyasal projelerin de farkındayız.” ifadesini kullanan Çelik, bunlarla da mücadeleyi sürdürdüklerini bildirdi.
Çelik, “Dolayısıyla o teröristin ve terör örgütünün arkasında kimin bulunduğunu da görüyoruz. O teröristle ve terör örgütüyle savaşım ederken onun arkasına yerleştirilmiş olan ve terörü bir aparat gibi kullanan bu siyasal denklemlerle ve siyasal projelerle de mücadeleye, aynı güçle sürdürmeye devam edeceğiz. Bu çerçevede terörü kaynağında yok etmek stratejisi başarıyla uygulanmaktadır.” ifadelerini kullandı.
SON 2 AYDA 16 BİN 18 DÜZENSİZ GÖÇMEN SINIR DIŞI EDİLDİ
Türkiye’nin, kara propagandalarla muhacir karargahı ve muhacir kaynağı gibi gösterilmeye çalışılmasını reddettiklerini belirten Çelik, son 2 ay içerisinde muhacir kaçakçılarına yönelik düzenlenen 2 bin 37 operasyonda yakalanan 35 bin 797 gayri muntazam göçmenden 16 bin 18’inin sınır dışı edildiğini ve sınır dışı edilmek suretiyle de 19 bin 502 gayri muntazam göçmenin geri gönderme merkezlerinde işlemlerinin devam ettiğini kaydetti.
“Muhalefet etmenin de bir seviyesi olması lazım”
Yaz aylarında gerçekleştirilen orman yangılarının gündemlerinde bulunduğunu anlatım eden Çelik, şu şekilde konuştu:
“İHA’ların kullanıma alınmasıyla beraber yangınların belirleme edilmesi ve yangınlara müdahale mevzusundaki süreler oldukça daha kısa bir noktaya çekilmiştir. Muhalefet etmenin de bir seviyesi olması lazım. En son gördüğümüz gibi burada kullanılan öteki İHA’lara ses çıkarılmazken BAYKAR’ın İHA’larına dönük olarak kara propagandanın bir kez daha yürütüldüğünü gördük. Aslında verdikleri tüm rakamlar yanlış. Ortaya koydukları tüm yaklaşımlar yanlış. Bununla alakalı detaylı açıklamayı da yaptım. Ortaya konulan fiyatlar dünya standartlarının altında fiyatlardır. “
“Tevrat, İncil, Kur’an-ı Kerim, hiç bir mukaddes kitaba karşı eyleme izin verilmemelidir”
Avrupa’da yükselen İslam düşmanlığının gündemlerinde olduğu ve olmaya devam edeceğini söyleyen Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı yürütülen nefret suçlarının ve Kur’an-ı Kerim yakma eylemlerinin insanlık suçu bulunduğunu belirtti.
Kur’an-ı Kerim’in yakılmasıyla alakalı eylemlere, anlatım özgürlüğü kapsamında Avrupa’da birtakım devletlerin yardımcı vermesi ya da bunu mazur görmesinin anlatım özgürlüğüyle hiç bir bağının olmadığını vurgulayan Çelik, şu şekilde devam etti:
“Nitekim oldukça doğru bulduğumuz bir yaklaşımla Birleşmiş Milletler bunların kabahat teşkil ettiğini ve karşı çıkılması ihtiyaç duyulan eylemler bulunduğunu anlatım eden bir karar almıştır. Esas itibarıyla da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, anlatım özgürlüğünün ifasının birtakım vazife ve sorumluluklar gerektirdiğini anlatım etmektedir. Eğer birtakım vazife ve sorumluluklara dönük bir zorunlulukla hareket etmiyorsanız o vakit anlatım özgürlüğünün ifası mevzusu ile alakalı görevinizi yerine getirmiyorsunuz, misyonunuzu ortaya koymuyorsunuz demektir.
Bir yerde Tevrat’a dönük olarak bir fiil yapılacağı vakit bu engelleniyor, ki bu doğrudur. Tevrat, İncil, Kur’an-ı Kerim, hiç bir mukaddes kitaba karşı eyleme izin verilmemelidir. Dolayısıyla Tevrat’a dönük bir fiil olduğunda onun engellenmesi doğrudur. Fakat Tevrat’a dönük bir eylemi, bir nefret suçunu engelleyenler, Kur’an-ı Kerim mevzubahis olduğunda aynı tavrı göstermiyorlar. Dolayısıyla da burada bir pis bürokrasi yürütüldüğünü de bir kez daha görüyoruz.”
Açıklamalarının ardından, Rusya’nın vatandaşlarına yönelik Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) başkenti Lefkoşa’da konsolosluk hizmeti vermeye başlamasına dair suali yanıtlayan Çelik, yabancı devletlerin KKTC’ye ofis açmalarını değerli bulduğunu söyledi.
Rum tarafının Yunanistan ile yürüttüğü siyasetin, KKTC’yi eşit bir devlet olarak görmekten uzak bulunduğunu dile getiren Çelik, “Bunu muhtelif vesilelerle gördük. Her seferinde görüşme başlatıyorlar. Müzakereden kaçan onlar oluyorlar. Ama daha sonra gidip bunu Avrupa’da, belli mahfillerde öteki türlü sunuyorlar.” dedi.
Çelik, Akdeniz’in, Avrupa Birliği’nin (AB) basiretsiz kararının bedelini ödediğini anlatım ederek, laflarına şu şekilde devam etti:
“O da Rumları, Avrupa Birliği uygulamalarına aykırı olarak tek taraflı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti altında bir korsan devlet şeklinde tutup Avrupa Birliği’ne almaları. Halbuki çözülmemiş sorun. Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir cumhuriyeti tek başına Rumlar temsil edemezler. Orada Türk tarafının buna bir onayı yoktur. Dolayısıyla ya bunun yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de alacaksınız ya da bu müzakereleri problem çözülünceye kadar erteleyeceksiniz. Şimdi ortaya çıkan tablo Avrupa Birliği’nin almış olduğu bu basiretsiz karar, ön yargılı karar, tüm bir Akdeniz’de her insanın karşılık ödemesine yol açıyor. Burada Türkiye’nin geldiği nokta, artık iki eşit devlet olarak bu sürecin yürüyeceğidir.”