100 yıl önceki koşullar yeniden oluştu

Dünyanın nimetlerini, insanların emeklerini hep kendine isteyen adamların, dipsiz iştahları var. Ne kadar oldukça sömürseler de daha çoğunu istiyor, tok karınları aç gözlerini doyuramıyor, ruhuna kadar emmek istiyorlar insanlığı. Uzayı versen evrenle doymazlar!

Bu insanlık ve doğanın kanseri adamlar, hayatın dengesi ve akışını bozdukça her insana kafi gelecek aden dünya, diğer yandan ilkin hepimiz için cehenneme dönüyor.

E hayat aslında oldukça komplike bir şey değil, bu doymaz adamları, iki metrekare toprakla doyuruyor sonunda. Öbür tarafta da tanrı, her gün ağzından burnundan taşarcasına gezegenler, galaksilerle dolduruyordur nefislerini, körelene kadar. Doygunluk, canlılar için, asla bir canlı ebedi tüketemez, azı gibi bir oldukça da zarar.

VAROLUŞ BU KADAR SIĞ OLAMAZ

Niyeti bozdukları vakit bilmiş olduğu birkaç teknik var bunların. Dönüp dolaşıp biri eğer olmazsa ötekini programa koyuyor, sonunda ya kargaşa ya savaşla daha da oldukça emekle daha da oldukça deposu sömürmenin düzenini kuruyorlar. Düşünce asla komplike değil kolay yani, “Yetmez, daha fazla iste.” Onların düzeni için, insanlıkla doğanın balans ve düzeni bozulur.

İnsan aklının açıklayamadığı varoluş ve o akla sığmayan büyüklükteki bir evren, bu kadar kıt bir düşünce, bu kadar sığ bir hedef için yaratılmış olamaz.

Bir ülke sınırları içerisinde yaşarlar fakat bir yere ait değillerdir, dünya onlarındır. Parayı da bayrak yapmış, dünya küresiyle topaç oynayarak eğleşirler.

ALIŞIK OLMADIĞIMIZ YÖNTEMLERLE GELECEKLER

Çıkarları için hangi maske gerekiyorsa onu takınır, oradan vururlar insanlığın yumuşak karnına; Müslüman olurlar, Hristiyan, Yahudi, Budist olurlar, İngiliz, Amerikalı, Avrupalı, Çinli, Rus, Afrikalı yırtıcı bir kabile, renkli renksiz ciltli, dişi, erkek, ara tür olurlar kurulmuş düzenleri bozmak için. Şeytanın tarifi gibi; her yol mubahtır, onların düzeni dışındaki düzeni bozmak, insanlığı yoldan çıkarmak için.

100 sene ilkin Birinci Dünya Savaşı’nı, 90 sene ilkin İkinci Dünya Savaşı’nı çıkardı bu akıl. O savaşların alt yapısını hazırlayıp dünyayı alt üst eden bu akıl, yeni bir çatışmanın, bu sefer yöresel de değil, bütün dünyayı yaygaraya sürükleyecek bir savaşın taşlarını döşüyor. Hiç alışık olmadığımız deli şekilleri denemeye hazırlanıyorlar.

EKONOMİK SİSTEM ÇOKTAN ÇÖKTÜ

Olmayan para ya da hayali varlıklarla balon iktisat üreten neoliberalizm çoktan çökmüştü. 11 Eylül 2001’de bozguna uğrayan İkiz Kuleler, mevcud ekonomik sitemin çöküşünü tescilleyen mühürdü. Yeni sisteme geçmek zorundalar, bu sistemi öyle yüz, iki yüzyıl değil, oldukça daha uzun vadeli, bir ihtimal bin sene bir ihtimal daha fazla sürecek biçimde tasarlıyorlar.

Bu sistem o denli sanal ki insanoğlunun algısı ve aklını da mutlak denetlemek gerekiyor. Hiçbir maddi varlığı olmayan arazi ve dükkanları aldırıp sattırma, elle tutulamayan bir para birimi üretme ve kullanıma sokma, tecrübe etme sürecinin aşamaları. Yani epey çabalama yapmışlar aklımızı yönlendirme ve denetim için.

OYUNU DAHA ÖNCE BOZDUK YİNE YAPARIZ

Yani, yeni savaş öyle Ukrayna’daki gibi cephelerde, silahlar, toplar, füzelerle değil, aslolan savaş, sanal alemde, insan psikolojisinde verilecek. Zihinleri ele geçirir, yenerseniz, toprak da kaynak da güç de sizin. 100 sene önceki paylaşım ve yeni sistem koşulları gene oluştu fakat bambaşka bir teknik ve evrimleşmeyle geliyor yenisi. İnsan doğasında köklü değişimler yaratacak kadar aykırı.

Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı. 1921’de Sakarya Meydan Savaşı’nda üzerimize çullanan bu sapkın aklı durdurduk Ankara’da. 30 Ağustos’ta oyununu bozduk. Tarihin her döneminde medeniyetlerin merkezi, dünyanın kilit taşı Anadolu’yu ele geçiremediler. Planları oldukça aksadı, yenilerini tasarlamak zorunda kaldılar.

YETER Kİ AKLINI EMANETE VERME

Dünya ekonomisi ve siyasetinin ekseni, mani olamadıkları biçimde çoktandır bölgemize kayıyor. Anadolu gene iktisat ve siyasetin merkezine oturuyor. Bu bölgede olmayan ya da işbirliği yapmayan gelişmiş, gelişmemiş ülke ve toplumların geleceği belirsiz olacak.

Sapkın erkeklerin planları var fakat bir de doğanın ve insanlığın aklı var. 100 sene ilkin bozduk bunların planlarını, bir kez daha bozmak için 100 sene öncesinden daha kuvvetsiz değiliz. Yeter ki zihnine haiz çık, boş sanal hayalleri harbiden ayır, aklını emanete verme Türk milleti.